<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatih Şentürk &#124; fatihsenturk.com</title>
	<atom:link href="http://www.fatihsenturk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fatihsenturk.com</link>
	<description>a dreamer..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 03:56:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sorunsal</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 03:53:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[500]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[avea]]></category>
		<category><![CDATA[borat]]></category>
		<category><![CDATA[boş]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[faturalı hat]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[ipod touch]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[pamukkale]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5736</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır yazı yazma isteği yoktu içimde. Çünkü yazmaya başladığım ve o moda tekrar girip bitiremediğim bir yazı vardı ortada. Fakat bugün o kadar çok şey oldu ki, es geçebiliyorum onu bile.. Bilkent Sinema Topluluğu&#8217;nun oryantasyonda standında görevli olarak yer aldığım ve açıkçası eğlenceli olduğu için hafta sonu Ankara&#8217;ya gitmiştim. Ankara&#8217;da her şey güzel ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır yazı yazma isteği yoktu içimde. Çünkü yazmaya başladığım ve o moda tekrar girip bitiremediğim bir yazı vardı ortada. Fakat bugün o kadar çok şey oldu ki, es geçebiliyorum onu bile..<br />
Bilkent Sinema Topluluğu&#8217;nun oryantasyonda standında görevli olarak yer aldığım ve açıkçası eğlenceli olduğu için hafta sonu Ankara&#8217;ya gitmiştim. Ankara&#8217;da her şey güzel ve bir nevi rutin geçti açıkçası. Sorunların dönüşte yaşanabileceğini ön görmem gerekiyordu. Hiçbir şey bu kadar normal olamazdı.</p>
<p>Ankara&#8217;dan Denizli&#8217;ye dönüşte, her türlü bomba sorunun çıkabileceği Pamukkale Turizm ile geldim. Her türlü insanı bulmak çok mümkün olduğu için, yaşanabilecek durumlar önceden kestirilemiyor. Hepsi birbirinden farkı ayrı aksiyon. Son zamanlarda birkaç kere kullandığım için de, otobüslerde yer alan filmlerin hepsini izledim ve sıkmaya başladı. Giderken, flaş diske birkaç çevirme yapıp attıktan sonra izleyemeyince, çok sıkıcı bir yolculuk olmuştu. Dönüşte ise bu duruma hazırlıklı olarak her türlü formata çevirerek attım neredeyse :) Sonuçta otobüse bindiğimde gayet güzelce izlemeye başlamıştım. Taaa ki, Afyon&#8217;da mola verip yolcu alana dek.</p>
<p>Afyon&#8217;dan binen, 50-55 yaşlarındaki şahısın koridorda birkaç kere geçtikten sonra, yanıma oturacağını hissetmiştim ve öyle de oldu. Sıkıntı yaşayabileceğim konular hakkında, yaratıcılığım kısıtlıydı fakat sağ olsun amca tüm yaratıcılığını kullanarak, garip bir yolculuk yaşattı.<span id="more-5736"></span></p>
<p>Telefon ile konuşuyordu bindiğinde, hemen bulaşması için bir sebep yoktu. Aradan geçen 10 dakikalık zaman, bulaşmasına yetecek özgüveni kazanmasında yeterliydi. Üzerimde &#8220;ingilizce yazılar olan&#8221; (neden böyle dediğimi merak ediyorsunuz çünkü tamamen bunla bağlantılı bir giriş yaptı) tişört vardı.</p>
<div id="attachment_5740" class="wp-caption aligncenter" style="width: 336px"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/09/remember.jpg"><img class="size-medium wp-image-5740" title="Remember my name" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/09/remember-326x500.jpg" alt="" width="326" height="500" /></a><p class="wp-caption-text">Remember my name ...you&#39;ll be screaming it later!</p></div>
<p>Buradan muhabbete girmesini hiç hayal etmemiştim. Bu arada, bindiği andan itibaren, kulaklığı taktım ve filmi açtım ki; bulaşmasın. Ama tabi ki de hiçbir şey onu durduramazdı..</p>
<p>Bi ara bir şeyler dedi bana bakıp. Ne olduğunu anlayamadığım için, kulaklığı çıkardım ve &#8220;efendim&#8221; dedim.</p>
<blockquote><p>- Do you like turkish girls ?<br />
+ efendim ?<br />
- you like turkish girls ?<br />
+ yes.<br />
- türkçe var mı ?<br />
+ var, zaten türkçe, efendim diye belirtmiştim ?<br />
- hee.</p></blockquote>
<p>Bu sırada ön taraflardan da dönüp bakanlar olduğunu ve yaşadığım rezilliğin haddi hesabı olmadığını belirtmek isterim. Tabi bu deneyim bana gösterdi ki, yolculuk çok sıkıntılı olacak. Tecrübeyle sabittir.</p>
<p>Film izlemeye devam etmeye karar veriyorum. Kulaklıklarımı çok sevmemin en büyük sebebi, kulak içi olduğu için, dışarıdan ses almıyor. Yolculuğun güneşli kısımları beni bulduğunda da, perdeyi kapatmak suretiyle, filmi (Robin Hood) izlemeye devam ettim. Zaten filmde karanlık sahneler yeterince fazla olduğu için, camdan yansıyan ışıkla görünmemesi, hoşuma gitmiyordu. Ama sonuçta yanımızda rahatsız birileri olduğu için, yine bir sorun çıkacağı belliydi. Otobüs bir ara yavaşladı ve durdu. Amca, soldan baktı olmadı, kafayı kaldırdı olmadı, &#8220;meraklı Melahat&#8221; ya, göremedi bir şey. Haliyle, elini perdeye attı aradan filan, ama kolu tam gözümün önünden geçiyor film filan yalan oluyordu. Neyse elini çekti, tekrar bi elini attı açmaya çalıştı çıtçıtları (2 perde bağlıydı birbirine)i başaramadı ellerini perdeyi göstererek salladı falan, tek çıtçıtı açarak bakmasını sağladım. Sonra devamını da açmaya çalıştı dedim &#8220;n&#8217;oluyoruz&#8221; ?</p>
<blockquote><p>- Güneş girsin, korkuyor musun güneşten yoksa ?<br />
+ (iç ses : güneş sana girse keşke) Korkmuyorum, film izliyorum dikkatinizi çekerim.<br />
- E vitamini bak, güneşten başka bi yerden alamazsın.<br />
+ hı hı.<br />
- Bembeyaz olmuşsun zaten bak, güneş almadığından<br />
+ hö ?</p></blockquote>
<p>Bembeyaz? Ben?! Elimi havaya kaldırdım ve ellerime filan baktım, rengim attı da ben mi fark etmedim diye. Meğersem amcanın gözler bozukmuş. Devamında ise, &#8220;film izliyorum, ışık yansıdığı için kapalı&#8221; dedim. Hmm filan gibi sesler çıktı ve kafasını çevirdi. Şimdi mi dalsam, sonra mı dalsam modunda sıkılan ben ise, filme devam ettim. Kendimi oradan soyutlayarak sinemadaymışım edasında film seyretmeye devam ettim.</p>
<p>Film bitmişti. Şehir sınırlarına girdiğimizi fark ettim. Denizli&#8217;ye yaklaştığımız sıra, babamı aradım beni otogardan alsın diye. Telefonu kapattım, IpodTouch&#8217;u çıkarttım, kulaklığımı taktım, facebook&#8217;a filan girdim. An itibariyle gelen; dürtüklemeler.. anlamamak.. ve kulaklığı çıkarmak&#8230;</p>
<blockquote><p>- Kaç para bunlar ?<br />
+ Bilmiyorum, hediye geldi (yalan, kendim aldım, sohbet uzayacak diye kestirip atmak istediğim için öyle söyledim.)<br />
- İnsan merak etmez mi ya ?!<br />
+ Hediyenin fiyatı sorulmaz ??<br />
- Alla alla.. (kafasını çevirdi yine.)</p></blockquote>
<p>Kulaklığı tekrar taktım, kesin şimdi dalmalıyım modlarına girmeye başladım ufaktan. Ama aksiyonların bitmeyeceği belliydi, Denizli&#8217;ye gelmemize rağmen! Yine bi ufak dürtüklemeler.. Kulaklığı çıkartıp, kafayı çevirip baktım. &#8220;Efendim&#8221; dedim. Eliyle telefonunun arkasını gösterdi. Bursaspor yazıyordu italik olarak. Hmm dedim, thumbs up modunda hareket yapınca, adamı Borat&#8217;ın yerli şubesi olduğunda kanaat getirdim. (bkz : <a href="http://dreamalittledream.ca/wp-content/uploads/2009/04/two-thumbs-up.jpg" target="_blank">borat-thumbs-up.jpg</a> ) Sonra telefonu çevirdi ön yüzünde de aynı yazı vardı. Sonra bi tuşa bastı ekran da yeşil siyah filan. &#8220;Hmm.. ne güzel&#8221; dedim kafayı yine çevirdim.</p>
<p>Otogar değişti Denizli&#8217;de. Eski Otogar&#8217;ı yıktılar, geçici olarak sanırım EGS park tarafına taşıdılar. O tarafa geldiğimiz sıra, amcanın homurtular geldi. Muavine dönerek;</p>
<blockquote><p>- Otogar mı değişti ya ?<br />
_ Evet efendim.<br />
- Ya madem söyleseydiniz ben öbür tarafta inerdim yaa<br />
dedi ve bana dönüp:<br />
- Otogar değişmiş<br />
+ Hı hı.<br />
Muavine dönerek:<br />
- Servis var mı ?<br />
Cevap gelmedi sanırım, tekrar bana dönerek:<br />
- Servis var mı burda ?<br />
+ Olabilir, bilmiyorum.<br />
cık cık cık sesleriyle kafayı çevirdi.</p></blockquote>
<p>Otobüs perona yaklaştı, durmadan daha ayaklandım, çantalarımı aldım ve koşarak uzaklaştım. Bekleyebileceğim en uzak noktada bekledim babamı. Yürürkende arkama bakarak yürüdüm ( bkz : götün götün ilerlemek ). Arkadan gelip yine birşey sorup, trip atabilir düşüncesiyle korkular sardı dört bir yanımı. Bizim araba geldikten sonra da hemen &#8220;gazla moruk&#8221; modunda oradan son gaz uzaklaştım. (şaka lan şaka)</p>
<p>İşin özü, nerede manyak varsa beni buluyor.. Çekiyor birşeyler.</p>
<p>Eve geldim, perşembe günü faturalı hatta geçiş başvurusu yapmıştım. 2 hatla yapmıştık hatta onunki geçmiş benimkisi geçmemiş. Aradım Avea&#8217;yı, sistemde bizlik bir şey yok daha gelmemiş bize dedi. Bayii aradım, (Birikim Telekomünikasyon Sist. Çınar şubesi) başka isme çıktı hattınız bu yüzden yapamadık dedi. (Hattı 6 sene önce açık hat olarak almışım, bunu değiştirmem gerekiyormuş vs. avea&#8217;yı bi aramayı deneyin dedi)</p>
<p>Şimdi işin bu tarafında bazı merak konusu sorular ortaya çıkıyor.</p>
<ol>
<li>Böyle bir problem var bayii beni nereden aramıyor? (numaramla başvuruyorum ben zaten, arasana o numaradan)Ben kimlik bilgilerimin fotokopisini hatta kredi kartımın fotokopisini bırakıyorum. Fatura otomatik ödeme talimatı adı altında. Ama bayii kafasına göre bana haber vermiyor, demek ki bu bilgileri kopyalayıp gerektiğinde, kartımdan bir şey çekebilir manasına geliyor. O zaman ben bu avea ve avea bayilerine <strong>nasıl güvenmeliyim</strong>?</li>
<li>Avea Müşteri Hizmetleri adı altında çalışan &#8220;500&#8243; personeli ise, hiçbir şeyden çakmadıkları halde orada para almaya neden devam ediyorlar?Madem amaç müşteri memnuniyeti, ben değilim!</li>
</ol>
<p>Bunun sebebi de şuradan kaynaklanıyor. Müşteri Hizmetlerini arayıp böyle böyle bilgi almak istediğimde, hattınızı ilk aldığınız bayii bulup oradan yapmalısınız diyor. Hattı ben 6 sene önce almışım ve yerinde yeller esiyor haliyle. Sanki ülkemizde zenginlik dolu da herkesin dükkanı kendine ait ve öyle yerleşik 100 sene kalıyor.</p>
<p>Ben nereden bulayım bunu dediğimde, oradan yapmalısınız diyor, hattaki bayan arkadaş. Hafif sinirlerim gerilmeye başlıyor. Diyorum ki, sen bana o zaman ulaşabileceğim bi iletişim adresi ver, ben oraya başvurayım? Sistemimizde gözükmüyor diyor. Avea olarak sen senin sisteminde bulamıyorsan ben nasıl bulayım? İyice şarteller atmaya başlıyor.</p>
<p>Yetkili birini bağlayın o zaman o yardımcı olsun bana diyorum, burada en yetkili ben varım diyor bayan. Sen benim problemime çözüm bulabiliyor musun? Yok? Eee? Ne yetkilisisin ki sen kapı mı bekliyorsun orada? Güvenlik görevlisi misin ki?</p>
<p>Tekrar söylüyorum ( ses tonum giderek artıyor ), papağan gibi aynı cevap.</p>
<p>Delirme noktası bu anda ortaya çıkıyor. Sen bana yardımcı olabiliyor musun? Olamıyorsun, o zaman yetkili birine bağla, çekil git delirtme adamı. Hem hizmet hattı diye açmışsın, bana verecek adam akıllı bir cevabın yok, olana bağla. Şeklinde süren desibelleri yüksek içerikli mesajlar.</p>
<p>İnsanlara telefonda bağırmayı seven bir insan değilim. Çalışan sonuçta, üç kuruş parayla kimlerle kimlerle uğraşıyordur. Fakat sorun şu ki; arkadaşım, sen benim sorunuma çözüm bulamıyorsan, bana bir yönlendirme yapamıyorsan, dersin ki yarın gündüz tekrar arayın vs. Beni başkasına yönlendir. Laf yemek hoşuna mı gidiyor bunların en büyük fantezisi mi anlamıyorum? Ben bağırıyorum, o saf saf aynı cevapları veriyor. Sonuç olarak papağanlaştığı için telefonu yüzüne kapattım.</p>
<p>Avea&#8217;nın Müşteri Hizmetleri anlayışı daha boşmuş bunu anladım. TTnet bile hiç yoktan, modem ışıkları yanıyor mu diye, sabit bir cevapları var. Hiç olmazsa bir adet cevapları var. Ama bunlarda o da yok.<br />
Müşteri Hizmetleri dedikleri, ev hanımlarının evde oturup, telefonlara cevap vermesi gibi düşünüyorum. Tek yetkili benim dediğine göre, evde tek başına telefonlara cevap veriyor ki, yetkili yok ortada.</p>
<p>Sonuç olarak olay nedir?<br />
6 senedir kullandığım hattın, üzerine para verip, daha faturalı hatta geçip, mal gibi para kazandırmaya çalışıyorum. Fakat geçmeyeyim diye uğraşıyorlar. Turkcell&#8217;i sevmediğim halde ondan faturalı hattım var, adamlar bir gün sorun çıkartmadı ya. Yazıklar olsun avea.</p>
<p>Dert mi peki bu? Değil. Yine bir tanıdık, bir araştırma yapıp, birini araya koyup ben bu hattı geçiririm üzerime. Keyfine, 500&#8242;ü arıcam o gün. Valla.</p>
<p>Fazıl gibi, avea&#8217;nın müşteri hizmetleri yavşaklığından utanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatil</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/tatil/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/tatil/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[5d mark ii]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[canon]]></category>
		<category><![CDATA[dalgalar]]></category>
		<category><![CDATA[datça]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[feribot]]></category>
		<category><![CDATA[gökova]]></category>
		<category><![CDATA[kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kum]]></category>
		<category><![CDATA[lahos]]></category>
		<category><![CDATA[marmaris]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=3752</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta üç günlüğüne tatile gitmiştim. Marmaris, Datça ve Bodrum üçgeninde, nefes alabileceğimiz bir kaçamaktı abimlerle yaptığımız. Bodrum&#8217;a kadar dinlendiriciydi, buna yazının sonlarına doğru değineceğim&#8230; Zaman aktıkça sanırım deniz, yüzme gibi mevzularının bana göre olmaktan çıktığını anlıyorum. Zevkten çok, yorucu bir iş gibi olmaya başlıyor. Bu biraz da tatili kısa tutmanın etkisi, farkındayım. Yapı itibariyle, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta üç günlüğüne tatile gitmiştim. Marmaris, Datça ve Bodrum üçgeninde, nefes alabileceğimiz bir kaçamaktı abimlerle yaptığımız. Bodrum&#8217;a kadar dinlendiriciydi, buna yazının sonlarına doğru değineceğim&#8230;</p>
<p>Zaman aktıkça sanırım deniz, yüzme gibi mevzularının bana göre olmaktan çıktığını anlıyorum. Zevkten çok, yorucu bir iş gibi olmaya başlıyor. Bu biraz da tatili kısa tutmanın etkisi, farkındayım. Yapı itibariyle, rahatsız bir ortamda barınıyorsam, o ortama alışana kadar, sıkıntı yaşıyorum. Yabanileşmek dediğimiz tabirse, burada meydana çıkıyor birazda. Yıl boyunca, insanlardan, yaptıklarından bunaldıkça, eve ve içime kapandıkça, insan içinde rahatsız olmaya başlıyorum. Bunun sıkıntısı da sosyalleşmeye çalışırken meydana çıkıyor..</p>
<p>Konuya dönmem gerekirse; Cumartesi sabah yola çıkıp, Marmaris&#8217;e doğru yol almaya başladık. Amacımız Gökova&#8217;da denize girip, orada güneşlenip vs. akşamüstü güzel bir balık yedikten sonra, Marmaris&#8217;e geçmekti. Geç kalmanın verdiği etkiyle, yer bulma sıkıntıları yaşasakta (çil yavrusu gibi doluşmuş herkes), sonunda denize girmeyi başardık. İlk kez gökovaya gitmiştim, denizin içinde yürüye yürüye dubalara varmak garip geldi açıkcası. Biraz vakit geçirdikten sonra, 2 gibi yemek yedikten sonra, şezlong bulup geçtik. Abim, abimin eşi ve ben olmak üzere üç kişi gidince, şezlong konusu da ayrı bir sıkıntı olmuştu. 4 tane alıp 3&#8242;ünü birleştirmek istediğimizde adam yapamayacağını söylüyordu. Bilmemne mezunu dersiniz ya, bu herif okul görmemiş bariz. Hala, o plaj kumlarında ev yapan tiplerden. Zeka yaşı 2 filan. Ben 4 tane parası verip 3 tanesine oturucam işte daha ne. İnsanlar ya para kazanmak istemiyor, ya da hakikaten gerizekalılar. Neyse. Gökova&#8217;dan ayrılırken dikkatimi çeken bir şeyi de paylaşayım.<span id="more-3752"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-4218 aligncenter" title="Kokereç" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/kokerec-500x115.jpg" alt="Kokereç" width="500" height="115" /><strong>Kokereç :)</strong></p>
<p>Konumuzun benim için en önemli noktası, yemek (: Haliyle yemek konusuna girmeden atlarsam burayı, okuyanlarımı çok üzerim. İki sene önce abimler gittiğinde Burhan&#8217;ın yeri gibi bir yer varmış, orada balık yemişler hem ucuz ve çok lezzetliymiş. Her türlü eti yeme kapasitesine sahip benim için lezzetli dendiği zaman, dikkatimi çekiyor. Yiyelim madem diye gittiğimizde, Burhan&#8217;ı yerinden etmişler :) Onun yerine Orfoz Restaurant diye bi mekan açmışlar. Sahibi ustaları farklı tabi. Balıkların, deniz mi yoksa çiftlik mi olduğunu sorarak, deniz olduğunun onayını aldıktan sonra içeri girdik. <em>Deniz ve Çiftlik balıkları arasında lezzet farkı çok fazladır. Bazı yerler Deniz diye Çiftlik balığını kaktırır, sebebi çiftliklerin deniz suyunda olmasından kaynaklıdır. Bu kadar mal bir düşünce tarzının olduğu bir yerdeyiz, unutulmamalı ve dikkat etmek gerekiyor. Yem ile beslenen balıktan hayır gelmez tad olarak.</em> Balık seçimine geldiğinde sıra, kararsızdık. <strong>Lahos</strong> isimli bir balık önerildi, hoşumuza gitti ve sipariş ettik. Önden kalamarlar filan derken, kısa geçiyorum. Balığımız geldi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-4207 aligncenter" title="Lahos" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/lahos-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /><strong>Birazcık yedimde çektim :)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Balık çok lezzetli ve tadı çok güzeldi. Tavsiye edebilirim. Yemek konusunda paraya bakmam, seveyim yeter ki (: Ama yinede bu konuda da sizi bilgilendireyim. 1.2 kg Lahos, 84 TL idi. 3 kişi yedik ve doyduk. Mekandaki elemanların ilgisinin fiyata güzelce yansıyacağını farketmeliydim :P Ama değerdi herşeye rağmen. Tuzluklarını çok sevdim mekanın. Aslında mekan, tam böyle nehir kenarı ve tam rakı içmelik bir ortam. Ben rakı seven bir insan olmadığım için, tadı tam çıkmıyor malesef.</p>
<p style="text-align: left;">Marmaris&#8217;te bir gece kaldıktan sonra sabah erken kalkıp Datça tarafına geçince, halim yoktu açıkcası. Datça&#8217;nın çok güzel koyları var ama ben çok yorgundum oraya gidene kadar uyukladım vs. derken, bir koy bulduk yüzdük. Sonra feribotla biraz acelece (2 sefer varmış, öğlen ve akşam. seferler doluymuş son anda öğlene yer bulduk) feribota bindik. Tatilin en sevdiğim kısmı buydu sanırım. Yalnızlığı doyasıya tatmanın en güzel yolu. Feribotun ön kısmında yalnız başına oturmak.. Dalgalarla ıslanmak.. Bambaşka bi duyguydu benim için.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02149.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-4219 aligncenter" title="Dalgalar" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02149-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a><strong>.Dalgalar.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/08082010494.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-4220 aligncenter" title="Sonsuzluk" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/08082010494-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a><strong>. Sonsuzluk .</strong></p>
<p style="text-align: left;">ve Bodrum. Hayatımda yaşadığım en sıkıcı gündüz ve geceydi sanırım. Geceye hiç girmiyorum çok aşırı ama öyle böyle değil, gürültü vardı. Marmaris süperdi o açıdan. Hiç sevmedim Bodrum&#8217;u, sevebileceğimi de düşünmüyorum. Tek güzelliği, bölgeye gelen turistlerdi sanırım, güzellerdi :P Söylemeden geçmek istemedim. Yiğidi öldür hakkını ver demişler :)</p>
<p>Pazartesi öğlen olmuş, dönüş vakti gelmişti, Bodrum&#8217;dan bir an önce çıkıp gitmek için can atıyordum. Geriye dönüş için yolculuk başladığında beni yolda cezbeden bir tek şey oldu. Manzaranın güzelliği&#8230; Fotoğrafa olan ilgimi az çok biliyorsunuz, tatile giderken <strong>Canon EOS 5D Mark II</strong>&#8216;yi almamanın zararını tek burda gördüm. Çok güzel pozlar yakalanabilirdi, ama elimde pratik olsun diye babamdan yürüttüğüm, Sony Cybershot ile birkaç kare yakalayabildim..</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02168.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-4269 aligncenter" title="Doğa" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02168-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a><strong>. Doğa</strong> .</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02164.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-4270 aligncenter" title="Bulut" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/DSC02164-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Çok güzeldi ağaçlar. Çok şaşırtıcıydı da. Abimlerle gitmenin güzel bir avantajı da bu oldu sanırım. Babam durmayı sevmez pek :)</p>
<p>Denizli&#8217;ye dönüş yorgunluktan ibaretti Bodrum yüzünden.<br />
Ertesi günkü yaşadığım bir firmanın çekim zorlukları ise bambaşka ağırdı o sıcağın altında.. Herşey bizi birşeye sürüklüyor. Bu çekim gibi uğraşların sonucuda, yine mutlu etmeye sürükleyecek şeyler..</p>
<p>Bakalım, yaşayıp görüyoruz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/tatil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemasal İkilemler</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 00:10:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[batman begins]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[blu-ray]]></category>
		<category><![CDATA[christoper nolan]]></category>
		<category><![CDATA[ellen page]]></category>
		<category><![CDATA[hans zimmer]]></category>
		<category><![CDATA[imax]]></category>
		<category><![CDATA[inception]]></category>
		<category><![CDATA[michael caine]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>
		<category><![CDATA[the dark knight]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=2423</guid>
		<description><![CDATA[Çok bu konularda bilgim olmamasına rağmen yazma gereği duydum. Çünkü, herkesin anladığı ve yaptığı şeyler farklı, malum. Bir Grafik Tasarım öğrencisi ve fotoğraf çekmeye çalışan birisi olarak az buçuk gözümünüz olduğunu varsayarsak birazcık çene çalabiliriz (: Gittiğim iki film hakkında yorum yapacağım aslında. Gerçek bir yönetmen ile diğeri arasındaki ufak fark gibi. Sevgili Akın kardeşimle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok bu konularda bilgim olmamasına rağmen yazma gereği duydum. Çünkü, herkesin anladığı ve yaptığı şeyler farklı, malum. Bir Grafik Tasarım öğrencisi ve fotoğraf çekmeye çalışan birisi olarak az buçuk gözümünüz olduğunu varsayarsak birazcık çene çalabiliriz (:</p>
<p>Gittiğim iki film hakkında yorum yapacağım aslında. Gerçek bir yönetmen ile diğeri arasındaki ufak fark gibi. Sevgili <a href="http://www.erdemakintemel.com" target="_blank">Akın</a> kardeşimle sinemaya gittik hadi Avatar: The Last Airbender&#8217;a gidelim olduk. Gitmeden önce zaten filmi beğenmeyeceğimiz açıktı. Aylar öncesinden, &#8220;From Shyamalan&#8221; diye görünce, bi filmin adından çok yönetmen kendi adını her yere koyuyorsa o filmde bir problem olacağı belli oluyor. Bundan önce 2012&#8242;ye giderken de, görseller için gitmiştik, bu film içinde görseller için gittik ama hiçbir filmde bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum! Çok eğlendim film boyunca. Koca seriyi bir filme sıkıştırmak elbette zor fakat; ne zaman ateşe geçecekler acaba diye beklentiler içinde sıkılırken (bitse de gitsek), filmin ikincisinin geleceğini farkedince içimde bir hüzün, bir burukluk, ikinci bir sinema katliamının daha geleceğini öğrenmek çok koydu..</p>
<p>Filmin ilk yarısının ortalarına doğru bir şeye takıldı kafam. &#8216;Aang&#8217; diye sesleniyordu herkes (yazılışı gibi a ile), ben mi yanlış hatırlıyorum yoksa çizgi dizisinde (e) ile mi söyleniyordu diye. Çünkü acayip battı film boyunca ang ang ang diye seslenmeleri. Neyse. Görseller fena değildi beğendim ama o senaryonun herşeyden kısılıp garip bi hikaye çıkarmaları çok saçmaydı. Abicim adam akıllı yapamıyorsan dokunma orjinal kalsın çekilmesin, film falan. Zaten Shyamalan&#8217;ın tüm hintlileri bir araya toplayıp film çekmesiyle de bir tırsma işine girdim. Her an ateş ulusundan biri kaseti takarda oynamaya başlarlar tüm film boyunca diye.. Çok kötü hayallerdi.. Senaryonun  harici diğer kötü kısım ise; bütün adamların hareketi hava civaydı ya. 2 saat hareket yapıyor tık yok, 2 dk sonra artık topraksa toprak, ateşse ateş çıkıyor. Bu kadar saçma olmamalıydı. Harcadılar, ben de 3D &#8216;ye zorunlu gitmenin sıkıntısını yaşadım. Filmin içinde dalga geçe geçe sıkıldım bi de mısır ye nereye kadar.. Neyse, boşverelim bunu, ikinciye geçelim..<span id="more-2423"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2516" title="Inception" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/inception-337x500.jpg" alt="" width="337" height="500" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Bu kadar rezalet bi filmden sonra insan arınacak şeyler arıyor. Çok uzun zamandır beklediğim bir film vardı açıkcası. INCEPTION. Bilenler bilir tam bir The Dark Knight filmi hastasıyım. Joker&#8217;in performansı, Christoper Nolan&#8217;ın mükemmel senaryosu ve çekimleri, 3D ögelerin az olup, gerçekçiliğe çok önem verilmesi yüzünden.. IMAX&#8217;te 2,5 saat gözümü kırpmadan izlemiş birisiyim. Tabiki de; Inception için IMAX gelmesini beklemiştik olmayınca, Denizli&#8217;ye döndüm ve filmin vizyona girdiği akşama bilet alıp gittim.</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="200" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9a11_shortfilms?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="200" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9a11_shortfilms?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p style="text-align: left;">Öncelikle filmin baştan sona kurgusu ve senaryosu çok iyi. Bu sefer 3D ögeleri artsa da, bikaç sahne hariç ben burdayım diye bağırmıyordu açıkcası. Bu yüzden görsel olarakta çok tatmin ediciydi. Oyunculuklara gelirsek, birbirinden değerli oyuncuların arasında; Michael Caine, sen ne karizma adamsın ya. Topu topu filmde 2 dk gözükmedin ama yetiyor ağırlığın. Daha çok Juno filminden hatırlanan, Ellen Page&#8217;e ise çok ısınamadım açıkcası.</p>
<p>Rüyalar konusunda bu kadar ayrıntıya girip, özellikle geçişler arasındaki bağlantıların mükemmelliği. Ariadne karakterinin rüyada olduğu ilk sahnedeki ses efektleri ve sesler, bambaşkaydı. İkinci deneme rüyasındaki şehrin değiştirilme detayları da bambaşkaydı.</p>
<p>Son olarak; Hans Zimmer. Ben böyle müzik yapan bir insan görmedim. Özellikle Inception&#8217;un açılış galasındaki film soundtracklerini canlı performans ile tanıtmaları bambaşkaydı (online : <a href="http://www.ustream.tv/recorded/8272851">http://www.ustream.tv/recorded/8272851</a>) Hans Zimmer zaten film müzikleri konusunda bambaşka yeri var bende. Özellikle Batman Begins ve The Dark Knight için yaptığı sountrackler beni benden alır. Hele ki Sound of Anarchy.</p>
<p>Sözün özü, The Last Airbender&#8217;ın ağzına sıçsam da, Inception&#8217;a fazla yorum yapmadığımın farkındayım; övmekten başka. Çünkü birini izlemezseniz sinemada ve hatta evde, çok şey kaybetmezsiniz ama Inception&#8217;u sinemada izlemezseniz ileride çok üzülürsünüz (Sinema&#8217;nın yerini tutmasa da, Bilkent&#8217;te Sinema Topluluğu olarak bi Nolan gecesi yaparız orada izletiriz orası ayrı :P). The Dark Knight Blu-ray salonumdaki özel yerinde durduğu gibi sanırım bu film de yer alacak.</p>
<p>Çok dağıttım, çok saçmaladım, kusura bakmayın ama; sonuçta ben ne eleştirmenim, ne de bi sinema yazarı.. İdare edeceksiniz o kadarını (:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pis Boğaz</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 23:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bayramyeri]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[kahperengi]]></category>
		<category><![CDATA[karmaşa]]></category>
		<category><![CDATA[kebap]]></category>
		<category><![CDATA[kızı tozu horozu]]></category>
		<category><![CDATA[lokanta]]></category>
		<category><![CDATA[tandır]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yöresel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=1074</guid>
		<description><![CDATA[Açıkcası, yine yemekten devam etmek istedim. Malum, yakından bilenler bilir, yemek konusunda boğazım güzel işler, haliyle de kilo olarak yansıyor, ister istemez.. Bu dertlerden müzdarip olsam da, yemek isteğim bazı yemeklere karşı engellenemiyor. Bilmeyenler için belirteyim, Denizli&#8217;liyim. Denizi olmamasına rağmen, nispet yapar gibi adında deniz olmasına şahsen üzülmekle birlikte, deniz olsa orası nemden yaşanmaz düşüncesiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkcası, yine yemekten devam etmek istedim. Malum, yakından bilenler bilir, yemek konusunda boğazım güzel işler, haliyle de kilo olarak yansıyor, ister istemez.. Bu dertlerden müzdarip olsam da, yemek isteğim bazı yemeklere karşı engellenemiyor.</p>
<p>Bilmeyenler için belirteyim, Denizli&#8217;liyim. Denizi olmamasına rağmen, nispet yapar gibi adında deniz olmasına şahsen üzülmekle birlikte, deniz olsa orası nemden yaşanmaz düşüncesiyle bu üzüntümden vazgeçiyorum. Ankara&#8217;yı sevme nedenlerimden birisi bu açıkcası. Deniz merakım olmayınca, karmaşanın yaşanmadığı rahat bir şehir beni sevindiriyor. Ankara evet büyükşehir, karmaşa yok mu diyenlere ise; bir tek akşam trafiği zor oluyor, onu da arabam olmadığı için çok sallamıyorum açıkcası.. Yine konuyu dağıttığımı farkettim. <a href="http://www.kahperengi.net" target="_blank">kahperengi</a>&#8216;de de böyle oluyor maruz görün. Kafam çok dağılıyor.</p>
<p>Yemekler&#8230;. Gece&#8217;nin ikisinde bile insanın canı çekiyor aslında, dayanılmaz lezzet dedikleri böyle birşey (benim gibi dayanamayanlar için bu normal bi slogan). Ama tanıtacağım şey gece bulunmuyor malesef.. Eğer güzel bir yerde yiyecekseniz (ki Denizli içinden bahsediyorum) en geç 4&#8242;ten sonra bu işin ustaları kapatıyor (Bayramyeri&#8217;nde daha çok esnaf lokantası olduğu için, öğlen gidip yemek daha güzeldir), geriye kalan yerlerde yiyorsunuz da işte şöyle böyle..</p>
<p style="text-align: left;">Evet sevgili konuklar, bugün size anlatacağım yöresel ziyafetimiz;<span id="more-1074"></span></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ffffff;"><strong>Denizli Tandır KEBABI</strong></span></h3>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/07/denizli-kebap.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-1113 aligncenter" title="Denizli Tandır Kebabı" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/07/denizli-kebap-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" />tam boyutta görmek için fotoğrafa tıklayınız</a></p>
<p>Nedir bu kebap ? Açıkcası Ankara&#8217;da bi yerde olduğunu duydum ama uzaklığından dolayı hiç gidemediğim için aynı tada sahip mi bilemiyorum henüz. Denizli&#8217;de Bayramyeri&#8217;nde bulunan birçok kebapçıdan, ben Kebapçı Baki&#8217;nin yerini seviyorum. Götürdüğüm kişilerden henüz kötü diyen çıkmadı. Bir hamburger, bir bilmem ne yiyene kadar, şuna para bayılmayı tercih ederim..</p>
<p>Neye benzer ? Fotoğrafı gidip kendim çekmedim netten buldum biraz photoshop fırça darbeleriyle değiştirdim ama (bir hafta içerisinde yemeye gidip, çekmeyeceğim anlamına gelmiyor :P ) yukarıdaki gibi lezzetli bir görüntüsü var.</p>
<p>Çok aşırı detayını bilmem açıkcası, tadına bakarım ben misal. O yüzden alıntı yapacağım.</p>
<blockquote><p><a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=16061921" target="_blank">#16061921</a> | denizli&#8217;de yapılanında kuzu etleri kemikli parçalar halinde çengellere geçirilir ve fırının &#8220;koltuk&#8221; diye tabir edilen ateşin uzağında kalan sol arka tarafındaki askılara asılır. altlarına da yağın akması için bir tepsi yerleştirilir. et burada çok ağır bir şekilde pişmeye bırakılır. en az 4 saat pişirilen et artık yağını tamamen bırakmış ve kemiklerinden çok kolayca sıyrılır hale gelmiştir, adeta pamuk gibi olmuştur. servis edilmeden önce kemikler ayıklanır, tepside biriken yağ ile yağlanmış pide ile beraber afiyetle yenir.</p></blockquote>
<p>Bir de fotoğrafta görüldüğü üzere, et üzeri yağlı pide ve yanında da soğan ve domates bulunur. Tam olarak orada gözükmese de (bi tezat oluşturasım geldi), masanızda çatal vs. bulunmaz efendim. &#8220;Et, balık, kelle bunlar yenir elle&#8221; hesabı, kebapta böyledir. Elle yenir. Çatal isteyene, hanımevladı mısın diye gözümü diker, bilimum tiksinir arkadaşlığımı bitiririm. Baştan bunu belirteyim. Bu işin püf noktası, alıcaksın pideyi de eline, yağlı yağlı. Koyacaksın üzerine eti, domatesi, soğanı, tuzunu ekeceksin bol bol. Afiyetle de yiyeceksin. Olay tamamen bundan ibaret.</p>
<p>Ek olarak belirtmek isterim. Bunu öğlen yediğinizde, eğer iki kişiyseniz ve 1 porsiyon geldiyse, hafif kesti kesmedi moduna girip, takviye isterseniz (ki ben isterim kesmez yani bünyeyi); akşamına yemek yemeyeceğinizi de hesaba katmalısınız. Çünkü bunu tam doz alırsanız, geceye kadar karnınız şiş gezip acıkmıyorsunuz haliyle, benim gibi gece de oturan birisiyseniz hafif atıştırmalarla tanışıyorsunuz saat 3 sularında.. Belirteyim..</p>
<p>Şimdilik benden bu kadar, canım çekiyorken bu kadar yazabiliyorum. Gidip yedikten sonra daha güzel eklemeler yazabilirim sanırım.</p>
<p>Not : Denizli diyince çoğu insanın aklına, Didim vs. tatile gidilen yol olarak görülür. Eğer vakit ayırıp şehrin içine girdiyseniz; kebabıyla (benim gibiyseniz), tekstil ürünleriyle (havlu, vs.) sizi cezbedebilir. Denizli&#8217;nin neyi meşhur dendiğinde de güzel bir sözü vardır. &#8220;<strong>Kızı, Tozu, Horozu</strong>&#8221; (tozu, horozu kesinde, kızı kısmını ben göremedim belirteyim :) )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E-posta karmaşası</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/e-posta-karmasasi/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/e-posta-karmasasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 17:22:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[e-posta]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[gordion]]></category>
		<category><![CDATA[ikea]]></category>
		<category><![CDATA[ixir]]></category>
		<category><![CDATA[karmaşa]]></category>
		<category><![CDATA[NFS]]></category>
		<category><![CDATA[spam]]></category>
		<category><![CDATA[superonline]]></category>
		<category><![CDATA[telekom]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=1007</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süredir internette takılıyorum. Superonline&#8217;ın e-pack dönemlerinden, ixir dönemlerine, 146 dönemlerinden, 145&#8242;ten bağlanma dönemine kadar; 56K modem ile internet kullanmanın yavaşlığını çekenlerdenim (: Need for Speed II ve Fifa 98 ile başlayan oyun sevdası da o dönemlerde şimdiye kıyasla süper şeylerin olmamasına rağmen neşeli bir dönem geçirdiğimi söyleyebilirim (internetle gelen telefon faturaları hariç). NFS3 ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir internette takılıyorum. Superonline&#8217;ın e-pack dönemlerinden, ixir dönemlerine, 146 dönemlerinden, 145&#8242;ten bağlanma dönemine kadar; 56K modem ile internet kullanmanın yavaşlığını çekenlerdenim (: Need for Speed II ve Fifa 98 ile başlayan oyun sevdası da o dönemlerde şimdiye kıyasla süper şeylerin olmamasına rağmen neşeli bir dönem geçirdiğimi söyleyebilirim (internetle gelen telefon faturaları hariç). NFS3 ile o küçücük tüplü ekranı da, ikiye bölerek, tek klavyeyle iki kişi oynamanın zevki başkaydı.. Neyse.</p>
<p>Bunca zaman boyunca internette takılmanın getirdiği şeyler arasında, google&#8217;ın o zaman çıkardığı gmail hizmetiydi. Davetiye ile üye olunuyordu filan. Ben o zamanlar soyadımı kapatmıştım eposta adresi alarak. Başlarda bunun bilinci olmasa da sonralarda komik durumların oluşabileceğinin göstergesiydi sanırım.. (şimdi daha artistim gittim senturk.net &#8216;i aldım rahatça eposta konusunda takılıyorum :P )</p>
<p>Eski bir eposta olduğu için her zaman bakamıyorum fakat, girdiğimde de epeyce eğleniyorum. Çünkü malum aynı soyada sahip bir sürü kişi var (benimle aynı isim soyisimde olanları saymıyorum bile).<span id="more-1007"></span></p>
<p>IKEA&#8217;dan gelen mailleri mi dilersiniz, hiç mail adresimi vermediğim + kullanmadığım halde, GORDION&#8217;dan reklamları mı dilersiniz, yahoo hesabım olmadığı halde, değişen mail şifresi bilgisi mi dersiniz sürüyle.. TTNET&#8217;ten gelen fatura ödemediniz diye benimle alakası olmayan hizmet numaraları da.. Tabi bunun yanında, kişi ve kurumlardan gelenler de cabası (: Örneğin;</p>
<p style="padding-left: 30px;">B2 tiplerinde salon ve yatak odası arkasında kalan, c tiplerinde wc arkasında kalan 10 cmlik tuğla dişler betonarme mi olsun yoksa tuğla olarak kalsın mı? iyi çalışmalar &#8211; X MÜHENDİSLİK</p>
<p>Cevap ? Hmm valla bilmiyorum, bence 10cm&#8217;likler 20cm olsun, tuğla olmasın yakışmaz beton olsun, wc&#8217;yi de komple kaldıralım. gibi şeyler yazmıyorum tabi.. Misal bu adam 4 tane daha mail atmış, sitelerin 2. etabı, 4. etabı benden sorulur yani, ev isteyen varsa uygun fiyatlara&#8230; :D  Bunun dışında misal, İzmir&#8217;de bi matbaa&#8217;dan KDV Dahil, 2.360 TL&#8217;lik Gazete baskısı yaptırmışım onun faturası gelmiş.</p>
<p>En güzel kısmı, .GOV.TR uzantılı, çeşitli bi sürü kurumda çalışan teyzelerden, komik karikatür ve fıkra mailleri de alıyorum bunlar da cabası..</p>
<p>Son olarakta, bi yerde hocalık yapıyorum nerede bilmiyorum. Alttaki gibi maillerde alıyorum.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Merhaba Hocam; Derse gelenlere ait mail bilgilerini iletmemi istemiştiniz. Aşağıda bilginize sunarım.</p>
<p>Uzun lafın kısası; ya insanlar daha mail adreslerinin ne olduğunun farkında değiller, g*tünden mail adresi sıkıyorlar sonuç bu. İnsan nasıl kendi mail adresini şaşırabilir ki ? Kullanma bırak neti allasen.</p>
<p>Mailin spamla dolması da hoşuma gitmiyor. Bi gün cevap olarak yürüyün gidin la, kendi mahallenizde oynayın, keserim topunuzu dicem. Uğraşsın sonra mail adresini kim verdiyse banane..</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 118px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;"><span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: #000000; font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px; font-size: medium;"><span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family: arial,sans-serif; font-size: 13px;"></p>
<div>B2 tiplerinde salon ve yatak odası arkasında kalan, c tiplerinde wc arkasında kalan 10 cmlik tuğla dişler betonarme mi olsun yoksa tuğla olarak kalsın mı?</div>
<div>iyi çalışmalar</div>
<p></span></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/e-posta-karmasasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek yapmak</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 18:11:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[4. cadde]]></category>
		<category><![CDATA[akşam yemeği]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[patates]]></category>
		<category><![CDATA[sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[tarhana çorbası]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[Yemek konusu bir hayli sıkıntılı bir durumdur aslında. Ne yapacağını bilememe, zaten benim gibi hafif kilolu ve göbekli bi insansan çok bi sıkıntılı olmakta.. Anti parantez, benim meşhur 4. Caddedeki büfeci amcamla, Ankara&#8217;ya döndüğümde büfeye girmek gibi bi hata yapınca, kilo muhabbetinden başladık. Tabi ben sağlıksız olduğumu düşünen birisi olarak, göbeğimin olmasından dolayı sıkıntımı dile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek konusu bir hayli sıkıntılı bir durumdur aslında. Ne yapacağını bilememe, zaten benim gibi hafif kilolu ve göbekli bi insansan çok bi sıkıntılı olmakta..</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Anti parantez,</strong> benim meşhur 4. Caddedeki büfeci amcamla, Ankara&#8217;ya döndüğümde büfeye girmek gibi bi hata yapınca, kilo muhabbetinden başladık. Tabi ben sağlıksız olduğumu düşünen birisi olarak, göbeğimin olmasından dolayı sıkıntımı dile getirmiştim. Hesap makinasını alıp, Boy / Kilo ölçülerimi alarak bi hesap yaptı, tam ne olduğunu şu an hatırlamıyorum (beni yine herzamanki gibi orada tutunca, unuttum), 2,55 mi 25,5 mu öyle birşey sonuç çıktı ve Dünya Sağlık Örgütünün ideal yayınladığı şeylere göre çok iyiymişim. Bi sevindim, bi üzüldüm. Hisler arasında karmaşa yaşadım gecenin 2&#8242;sinde.. Neyse.</p>
<p>Tek başıma kaldığım için, çok fazla yemek konusunda düşüncelere dalamıyorum, çünkü kim o yemeği yapacakta, ortalığı toparlayacakta, bulaşık yıkayacakta vs. vs. diye geçen süreçler içerisinde kendimi bulunca, yemeksepeti&#8217;nden sipariş veriyorum. Genellikle.</p>
<p>Bugün öğlen kalkınca akşam için yemek yapmaya karar verdim, tavuk kanat filan aldım (patatesleri hep unutuyorum, bu yüzden patatessiz oldu). Tabi eksik olan birşeyler hissedilince, &#8220;bu yemek beni kesmez&#8221; moduna girdim. Yanına bir de tarhana çorbası yaparım düşünceleriyle daldım mutfağa akşam. Yaparken en kötü şey, o mutfağı saran kokuyu içine çekmeniz ve o an sadece avcunuzu yalamanız. Benim için üzücü anlar, bu anlar.. Yemek yemeyi seven birine yapabilecek (hele de kendi tarafından) en kötü şey. Bu yüzden sanırım evde yemek yapmıyorum..</p>
<p>Kısacası; yaptım, yedim, çokta güzel olmuş, ellerime sağlık.</p>
<p><em>Son olarak, 1 saatte yediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. En güzel yanı sanırım (:</em></p>
<p>Bir gün, tarhana çorbası yaparken fotoğraflar çekip, sonra da yayınlayacağım sanırım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgunluk</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 00:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bunalmak]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/log/?p=702</guid>
		<description><![CDATA[Salı gününden beri İstanbul&#8217;dayım. O kadar çok nefret ettim ki, anlatamam. Bu kadar sıcak bi şehir yok yahu. Öldüm bittim bi nev&#8217;i. Konser bahanesiyle gidip kaldığım zamanlardı bu zamanlar ama o kadar çok bunaldım ki sıcaktan.. İnsan fuzuli hergün 4-5 gibi yattığı halde 8-9 gibi her gün uyanır mı bi sıcaktan. 11-12 civarı uyandığımı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salı gününden beri İstanbul&#8217;dayım. O kadar çok nefret ettim ki, anlatamam. Bu kadar sıcak bi şehir yok yahu. Öldüm bittim bi nev&#8217;i.</p>
<p>Konser bahanesiyle gidip kaldığım zamanlardı bu zamanlar ama o kadar çok bunaldım ki sıcaktan..</p>
<p>İnsan fuzuli hergün 4-5 gibi yattığı halde 8-9 gibi her gün uyanır mı bi sıcaktan. 11-12 civarı uyandığımı da saymıyorum ki, onlar da cabasıydı..</p>
<p>Çok sıkıcıydı çok..</p>
<p>Ankara&#8217;m, yazı bile güzel Ankara&#8217;m&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimim Ben?</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[fatih şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[kahperengi]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/log/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Kısa Kısa paylaşmak gerekirse.. 1988 yılında, Denizli&#8217;de doğup, büyümüş. Ankara&#8217;da yaşıyor. Şu an Bilkent Üniversitesi GSF / Grafik Tasarım bölümü öğrencisi. Fotoğraf çekmeyi seviyor. Yazı yazmayı seviyor; Sonbahar tonlarında yazıları var, kendi sitesi kahperengi&#8216;de. Uzun uzun paylaşmak gerekirse.. Hakkımda sayfasında yer alıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa Kısa paylaşmak gerekirse..</p>
<ul>
<li>1988 yılında, Denizli&#8217;de doğup, büyümüş. Ankara&#8217;da yaşıyor.</li>
<li>Şu an Bilkent Üniversitesi GSF / Grafik Tasarım bölümü öğrencisi.</li>
<li>Fotoğraf çekmeyi seviyor.</li>
<li>Yazı yazmayı seviyor;<br />
Sonbahar tonlarında yazıları var, kendi sitesi <a href="http://www.kahperengi.net" target="_blank">kahperengi</a>&#8216;de.</li>
</ul>
<p>Uzun uzun paylaşmak gerekirse.. <a href="http://www.fatihsenturk.com/hakkimda/">Hakkımda</a> sayfasında yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merhaba</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/merhaba/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/merhaba/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 00:12:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[öylesine]]></category>
		<category><![CDATA[can sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[klasik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/log/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Klasik bir giriş olsun dedim, selam olsun ey okuyucu sana. Benim şu sıralar canım çok sıkılıyor bu yüzdendir ki, burayı işgal etmek istedim. Fakat, zaten bu toprakların sahibi olduğum için çokta umursamadım. Arada yazacağım, ama zaman zaman. Hep değil. Sevgiler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Klasik bir giriş olsun dedim, selam olsun ey okuyucu sana.</p>
<p>Benim şu sıralar canım çok sıkılıyor bu yüzdendir ki, burayı işgal etmek istedim. Fakat, zaten bu toprakların sahibi olduğum için çokta umursamadım.</p>
<p>Arada yazacağım, ama zaman zaman. Hep değil.</p>
<p>Sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
