Sorunsal
Uzun zamandır yazı yazma isteği yoktu içimde. Çünkü yazmaya başladığım ve o moda tekrar girip bitiremediğim bir yazı vardı ortada. Fakat bugün o kadar çok şey oldu ki, es geçebiliyorum onu bile..
Bilkent Sinema Topluluğu’nun oryantasyonda standında görevli olarak yer aldığım ve açıkçası eğlenceli olduğu için hafta sonu Ankara’ya gitmiştim. Ankara’da her şey güzel ve bir nevi rutin geçti açıkçası. Sorunların dönüşte yaşanabileceğini ön görmem gerekiyordu. Hiçbir şey bu kadar normal olamazdı.
Ankara’dan Denizli’ye dönüşte, her türlü bomba sorunun çıkabileceği Pamukkale Turizm ile geldim. Her türlü insanı bulmak çok mümkün olduğu için, yaşanabilecek durumlar önceden kestirilemiyor. Hepsi birbirinden farkı ayrı aksiyon. Son zamanlarda birkaç kere kullandığım için de, otobüslerde yer alan filmlerin hepsini izledim ve sıkmaya başladı. Giderken, flaş diske birkaç çevirme yapıp attıktan sonra izleyemeyince, çok sıkıcı bir yolculuk olmuştu. Dönüşte ise bu duruma hazırlıklı olarak her türlü formata çevirerek attım neredeyse :) Sonuçta otobüse bindiğimde gayet güzelce izlemeye başlamıştım. Taaa ki, Afyon’da mola verip yolcu alana dek.
Afyon’dan binen, 50-55 yaşlarındaki şahısın koridorda birkaç kere geçtikten sonra, yanıma oturacağını hissetmiştim ve öyle de oldu. Sıkıntı yaşayabileceğim konular hakkında, yaratıcılığım kısıtlıydı fakat sağ olsun amca tüm yaratıcılığını kullanarak, garip bir yolculuk yaşattı.
Telefon ile konuşuyordu bindiğinde, hemen bulaşması için bir sebep yoktu. Aradan geçen 10 dakikalık zaman, bulaşmasına yetecek özgüveni kazanmasında yeterliydi. Üzerimde “ingilizce yazılar olan” (neden böyle dediğimi merak ediyorsunuz çünkü tamamen bunla bağlantılı bir giriş yaptı) tişört vardı.

Buradan muhabbete girmesini hiç hayal etmemiştim. Bu arada, bindiği andan itibaren, kulaklığı taktım ve filmi açtım ki; bulaşmasın. Ama tabi ki de hiçbir şey onu durduramazdı..
Bi ara bir şeyler dedi bana bakıp. Ne olduğunu anlayamadığım için, kulaklığı çıkardım ve “efendim” dedim.
- Do you like turkish girls ?
+ efendim ?
- you like turkish girls ?
+ yes.
- türkçe var mı ?
+ var, zaten türkçe, efendim diye belirtmiştim ?
- hee.
Bu sırada ön taraflardan da dönüp bakanlar olduğunu ve yaşadığım rezilliğin haddi hesabı olmadığını belirtmek isterim. Tabi bu deneyim bana gösterdi ki, yolculuk çok sıkıntılı olacak. Tecrübeyle sabittir.
Film izlemeye devam etmeye karar veriyorum. Kulaklıklarımı çok sevmemin en büyük sebebi, kulak içi olduğu için, dışarıdan ses almıyor. Yolculuğun güneşli kısımları beni bulduğunda da, perdeyi kapatmak suretiyle, filmi (Robin Hood) izlemeye devam ettim. Zaten filmde karanlık sahneler yeterince fazla olduğu için, camdan yansıyan ışıkla görünmemesi, hoşuma gitmiyordu. Ama sonuçta yanımızda rahatsız birileri olduğu için, yine bir sorun çıkacağı belliydi. Otobüs bir ara yavaşladı ve durdu. Amca, soldan baktı olmadı, kafayı kaldırdı olmadı, “meraklı Melahat” ya, göremedi bir şey. Haliyle, elini perdeye attı aradan filan, ama kolu tam gözümün önünden geçiyor film filan yalan oluyordu. Neyse elini çekti, tekrar bi elini attı açmaya çalıştı çıtçıtları (2 perde bağlıydı birbirine)i başaramadı ellerini perdeyi göstererek salladı falan, tek çıtçıtı açarak bakmasını sağladım. Sonra devamını da açmaya çalıştı dedim “n’oluyoruz” ?
- Güneş girsin, korkuyor musun güneşten yoksa ?
+ (iç ses : güneş sana girse keşke) Korkmuyorum, film izliyorum dikkatinizi çekerim.
- E vitamini bak, güneşten başka bi yerden alamazsın.
+ hı hı.
- Bembeyaz olmuşsun zaten bak, güneş almadığından
+ hö ?
Bembeyaz? Ben?! Elimi havaya kaldırdım ve ellerime filan baktım, rengim attı da ben mi fark etmedim diye. Meğersem amcanın gözler bozukmuş. Devamında ise, “film izliyorum, ışık yansıdığı için kapalı” dedim. Hmm filan gibi sesler çıktı ve kafasını çevirdi. Şimdi mi dalsam, sonra mı dalsam modunda sıkılan ben ise, filme devam ettim. Kendimi oradan soyutlayarak sinemadaymışım edasında film seyretmeye devam ettim.
Film bitmişti. Şehir sınırlarına girdiğimizi fark ettim. Denizli’ye yaklaştığımız sıra, babamı aradım beni otogardan alsın diye. Telefonu kapattım, IpodTouch’u çıkarttım, kulaklığımı taktım, facebook’a filan girdim. An itibariyle gelen; dürtüklemeler.. anlamamak.. ve kulaklığı çıkarmak…
- Kaç para bunlar ?
+ Bilmiyorum, hediye geldi (yalan, kendim aldım, sohbet uzayacak diye kestirip atmak istediğim için öyle söyledim.)
- İnsan merak etmez mi ya ?!
+ Hediyenin fiyatı sorulmaz ??
- Alla alla.. (kafasını çevirdi yine.)
Kulaklığı tekrar taktım, kesin şimdi dalmalıyım modlarına girmeye başladım ufaktan. Ama aksiyonların bitmeyeceği belliydi, Denizli’ye gelmemize rağmen! Yine bi ufak dürtüklemeler.. Kulaklığı çıkartıp, kafayı çevirip baktım. “Efendim” dedim. Eliyle telefonunun arkasını gösterdi. Bursaspor yazıyordu italik olarak. Hmm dedim, thumbs up modunda hareket yapınca, adamı Borat’ın yerli şubesi olduğunda kanaat getirdim. (bkz : borat-thumbs-up.jpg ) Sonra telefonu çevirdi ön yüzünde de aynı yazı vardı. Sonra bi tuşa bastı ekran da yeşil siyah filan. “Hmm.. ne güzel” dedim kafayı yine çevirdim.
Otogar değişti Denizli’de. Eski Otogar’ı yıktılar, geçici olarak sanırım EGS park tarafına taşıdılar. O tarafa geldiğimiz sıra, amcanın homurtular geldi. Muavine dönerek;
- Otogar mı değişti ya ?
_ Evet efendim.
- Ya madem söyleseydiniz ben öbür tarafta inerdim yaa
dedi ve bana dönüp:
- Otogar değişmiş
+ Hı hı.
Muavine dönerek:
- Servis var mı ?
Cevap gelmedi sanırım, tekrar bana dönerek:
- Servis var mı burda ?
+ Olabilir, bilmiyorum.
cık cık cık sesleriyle kafayı çevirdi.
Otobüs perona yaklaştı, durmadan daha ayaklandım, çantalarımı aldım ve koşarak uzaklaştım. Bekleyebileceğim en uzak noktada bekledim babamı. Yürürkende arkama bakarak yürüdüm ( bkz : götün götün ilerlemek ). Arkadan gelip yine birşey sorup, trip atabilir düşüncesiyle korkular sardı dört bir yanımı. Bizim araba geldikten sonra da hemen “gazla moruk” modunda oradan son gaz uzaklaştım. (şaka lan şaka)
İşin özü, nerede manyak varsa beni buluyor.. Çekiyor birşeyler.
Eve geldim, perşembe günü faturalı hatta geçiş başvurusu yapmıştım. 2 hatla yapmıştık hatta onunki geçmiş benimkisi geçmemiş. Aradım Avea’yı, sistemde bizlik bir şey yok daha gelmemiş bize dedi. Bayii aradım, (Birikim Telekomünikasyon Sist. Çınar şubesi) başka isme çıktı hattınız bu yüzden yapamadık dedi. (Hattı 6 sene önce açık hat olarak almışım, bunu değiştirmem gerekiyormuş vs. avea’yı bi aramayı deneyin dedi)
Şimdi işin bu tarafında bazı merak konusu sorular ortaya çıkıyor.
- Böyle bir problem var bayii beni nereden aramıyor? (numaramla başvuruyorum ben zaten, arasana o numaradan)Ben kimlik bilgilerimin fotokopisini hatta kredi kartımın fotokopisini bırakıyorum. Fatura otomatik ödeme talimatı adı altında. Ama bayii kafasına göre bana haber vermiyor, demek ki bu bilgileri kopyalayıp gerektiğinde, kartımdan bir şey çekebilir manasına geliyor. O zaman ben bu avea ve avea bayilerine nasıl güvenmeliyim?
- Avea Müşteri Hizmetleri adı altında çalışan “500″ personeli ise, hiçbir şeyden çakmadıkları halde orada para almaya neden devam ediyorlar?Madem amaç müşteri memnuniyeti, ben değilim!
Bunun sebebi de şuradan kaynaklanıyor. Müşteri Hizmetlerini arayıp böyle böyle bilgi almak istediğimde, hattınızı ilk aldığınız bayii bulup oradan yapmalısınız diyor. Hattı ben 6 sene önce almışım ve yerinde yeller esiyor haliyle. Sanki ülkemizde zenginlik dolu da herkesin dükkanı kendine ait ve öyle yerleşik 100 sene kalıyor.
Ben nereden bulayım bunu dediğimde, oradan yapmalısınız diyor, hattaki bayan arkadaş. Hafif sinirlerim gerilmeye başlıyor. Diyorum ki, sen bana o zaman ulaşabileceğim bi iletişim adresi ver, ben oraya başvurayım? Sistemimizde gözükmüyor diyor. Avea olarak sen senin sisteminde bulamıyorsan ben nasıl bulayım? İyice şarteller atmaya başlıyor.
Yetkili birini bağlayın o zaman o yardımcı olsun bana diyorum, burada en yetkili ben varım diyor bayan. Sen benim problemime çözüm bulabiliyor musun? Yok? Eee? Ne yetkilisisin ki sen kapı mı bekliyorsun orada? Güvenlik görevlisi misin ki?
Tekrar söylüyorum ( ses tonum giderek artıyor ), papağan gibi aynı cevap.
Delirme noktası bu anda ortaya çıkıyor. Sen bana yardımcı olabiliyor musun? Olamıyorsun, o zaman yetkili birine bağla, çekil git delirtme adamı. Hem hizmet hattı diye açmışsın, bana verecek adam akıllı bir cevabın yok, olana bağla. Şeklinde süren desibelleri yüksek içerikli mesajlar.
İnsanlara telefonda bağırmayı seven bir insan değilim. Çalışan sonuçta, üç kuruş parayla kimlerle kimlerle uğraşıyordur. Fakat sorun şu ki; arkadaşım, sen benim sorunuma çözüm bulamıyorsan, bana bir yönlendirme yapamıyorsan, dersin ki yarın gündüz tekrar arayın vs. Beni başkasına yönlendir. Laf yemek hoşuna mı gidiyor bunların en büyük fantezisi mi anlamıyorum? Ben bağırıyorum, o saf saf aynı cevapları veriyor. Sonuç olarak papağanlaştığı için telefonu yüzüne kapattım.
Avea’nın Müşteri Hizmetleri anlayışı daha boşmuş bunu anladım. TTnet bile hiç yoktan, modem ışıkları yanıyor mu diye, sabit bir cevapları var. Hiç olmazsa bir adet cevapları var. Ama bunlarda o da yok.
Müşteri Hizmetleri dedikleri, ev hanımlarının evde oturup, telefonlara cevap vermesi gibi düşünüyorum. Tek yetkili benim dediğine göre, evde tek başına telefonlara cevap veriyor ki, yetkili yok ortada.
Sonuç olarak olay nedir?
6 senedir kullandığım hattın, üzerine para verip, daha faturalı hatta geçip, mal gibi para kazandırmaya çalışıyorum. Fakat geçmeyeyim diye uğraşıyorlar. Turkcell’i sevmediğim halde ondan faturalı hattım var, adamlar bir gün sorun çıkartmadı ya. Yazıklar olsun avea.
Dert mi peki bu? Değil. Yine bir tanıdık, bir araştırma yapıp, birini araya koyup ben bu hattı geçiririm üzerime. Keyfine, 500′ü arıcam o gün. Valla.
Fazıl gibi, avea’nın müşteri hizmetleri yavşaklığından utanıyorum.
Arama motorlarından ulaşılan kelimeler:
- afyonlu amca müşteri hizmetleri
- avea fatih şubesi
- ttnet vitamin fatih şentürk
- fatih avea şubesi
- ev telefonu yönlendirme faturaya yansır mı
- ben avea bayisi olmayan birine kimlik fotokopisi verdim
- turkcell evden çalışan varmı
- denizli egs otogar telefon numarası
- remember my name you'll be screaming it later ceviri
- gordion turkcEll bayi ıletişim numarası
« Tatil |
kısa kısa #1 » |
Olum bırak aveayı hayat turkcell de =)
Turkcell'de var malum :P ama sokcak yer arıyo o da. o yüzden sevmiyorum
valla amcayla tanışmak isterdim..
bütün yazıyı okudum sadece yorumlara takıldım.ne yani butun yazıdan akılda kalan turkcell-avea karsılastırması mıdır?