<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatih Şentürk &#187; ankara</title>
	<atom:link href="http://www.fatihsenturk.com/tag/ankara/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fatihsenturk.com</link>
	<description>photography &#38; design</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:30:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Karmaşa</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 00:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[burger king]]></category>
		<category><![CDATA[dominos pizza]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[t-shirt]]></category>
		<category><![CDATA[the bigos]]></category>
		<category><![CDATA[tish-o]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemeksepeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=6255</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir aradan sonra yazı yazmaya karar verdim. Buna boşlukta olmanın bir etkisi de olabilir. Ankara dönemi yine başladı. Bilkent&#8217;te Grafik hayatımın üçüncü senesinin yanı sıra, yeni başlangıçlar ve yeni umutlarla bir dönem olacak sanırım. Çekilmek istenmeyen insanlar, yeni boşluklar, sıkıcı ortamlar da bunun yanına eklenen tatlı kısmı sanırım. Biraz gariplerle başlayayım yazıma. Hayatta kimsenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir aradan sonra yazı yazmaya karar verdim. Buna boşlukta olmanın bir etkisi de olabilir. Ankara dönemi yine başladı. Bilkent&#8217;te Grafik hayatımın üçüncü senesinin yanı sıra, yeni başlangıçlar ve yeni umutlarla bir dönem olacak sanırım. Çekilmek istenmeyen insanlar, yeni boşluklar, sıkıcı ortamlar da bunun yanına eklenen tatlı kısmı sanırım. Biraz gariplerle başlayayım yazıma.</p>
<p>Hayatta kimsenin kimseden üstün olamayacağını ilke edindiğim bir hayatım var. Başkalarına laf etmeden önce öz eleştiri olarak benim de kıskançlıklarım, kızgınlıklarım belki de bazen, kimilerine ters hareketlerim vardır. Herkeste olduğu gibi es geçiyoruz ve bazı hasır altı ediyoruz. Fakat hizmet sektöründe bazı şeyleri hasır altı edememe gibi bir lüksüm var. Çünkü bizim insanımızın olaylara çok &#8220;sessiz&#8221; kalabilme gibi bir huyu var. Bunu Bilkent&#8217;te yaşadığım bir çok olayda da gözlemlediğim bir şey. Aman benden ses çıkmasın, kimden çıkarsa çıksın durumları çok fazla. Neyse..</p>
<p>Ankara&#8217;ya dönüşte ilk karşılayan durum <a title="Domino's Pizza" href="www.dominos.com.tr" target="_blank">Domino&#8217;s Pizza</a>&#8216;dan geldi. <a title="yemeksepeti" href="http://www.yemeksepeti.com" target="_blank">Yemeksepeti</a>&#8216;nin beni geçindirdiği, benim onu geçindirdiğim bir düzenimiz var. Yemek yemeyi çok seven birisi olarak ve bunun yan ısıra üşengeç birisi olarak bu konuda tercihim hazır ama özenli yemekler üzerine oluyor. Maddi açıdan en uygununu seçebilme avantajı da cabası. 2 aydır pizza yemediğimi fark edip, pizza yeme kararı aldım. Pizza da 2 şey&#8217;den nefret ediyorum. Birisi mısır, diğeri de yeşil biber. Biberi çok severim ama pizza da gına geliyor kendisinden. Neyse. Siparişimi bunun olmaması gerektiğini belirtip kredi kartı ödeme yolunu seçerek tamamladım. Domino&#8217;s Pizza&#8217;nın en sevdiğim kısmında hem pizzaları diğer markalara göre daha güzel ve daha lezzetli, hem de çok hızlı ve sıcak gönderimleri yer alıyor. (Hatta bazen bu yönüyle okulda da tercih sebebi oluyor.) Çok hızlı bir şekilde gelmesine rağmen, pos cihazı yoktu. Bu durumu başka siparişler de yaşadım, eğer hani nakit olarak sıkıntım yoksa insanları yormamak adına ödeyebiliyorum. Ama lakayık tavırlara deli oluyorum. Kimse kimsenin hayrına getir götür yapmıyor. Yemeksepeti&#8217;nde önemli olan not, eğer pos cihazı yoksa ısrarla istemeniz yönünde ama insanları da yormamak adına tercih etmemek gerekiyor. Ama keyfi unutma gibi gösterildiğinde hoşlanmıyorum. Haliyle bazen bu çirkeflik yanımı kullanmam gerektiğini çok hissederim. Ki çoğu zaman getiren kişiden ve hızdan memnun kaldığımda da yorum yazmayı tercih ederim. Yemeksepeti&#8217;nden yorum olarak bu saçma durumu belirttim. Yemeksepeti&#8217;nden geri dönüş maili geldi. Ardından da bugün Domino&#8217;s Pizza&#8217;dan aradılar ve telafi etmek adına tatlı göndermek istediklerini belirttiler ve bende ilgileri için teşekkür ettim. Çikolatalı Sufle, Cinna Stix ve koladan oluşan bir paket göndermişler. Açıkçası çok sufle ve stix sevmeme rağmen bu ince düşünce beni mutlu etti ve bu olumlu noktayı da yazmak istedim. İşine ve müşterilerine önem veren bir firma oluşları hoşuma gitmedi değil. Her zamanki gibi siparişlere devam.</p>
<p>Ama <a title="Burger King" href="www.burgerking.com.tr" target="_blank">Burger King</a>&#8216;den halen nefret ediyorum. (Bu satıra başlarken aklıma geldi son siparişe yorum yazmadım ben, bi yazayım.) &#8220;Fast-food&#8221; denilen sektörün en hızlı alanı olan, 2-2,5 dakika içerisinde hazır olan hamburger, patates gibi hemen soğuyan ürünlerin, ulaşımı bu kadar zor olmamalı. Dağıtım sırası olabilir ama bu kadar rağbet görüyorsan o zaman fazladan kişi çalıştırman şart. Bu konuda en başarısız kurum aslında burası. Hani bir laf vardır ya, bu ülkede pizza bile 30 dakikada geliyor, ambulans bir türlü gelemiyor hesabı; 45 dk&#8217;da gelen bir siparişten de hayır beklenmiyor. Madem bu kadar geç ve buz gibi gelecek, bari en azından şoklanmış &#8220;whooper&#8221; filan satsınlar da, en azından mikrodalgada ısıtıp rahatça yeriz. Soğuk patatesler hiç çekilmiyor zaten. Bari tek hamburger alalım, ısıtırız en kötü. Burger King sanırım en başarısızlar sıralamasında ilk sırayı alır.</p>
<p>İyisi hizmet var, kötü hizmet var, ya çok iyi hizmet? Mayıs sonuna doğru keşfettiğim bir yer aslında, &#8220;<a title="The Bigos" href="http://www.thebigosdiner.com" target="_blank">The Bigos</a>&#8220;. Fiyatlarının bir çok yere nazaran uygun olmasının yanı sıra, menülerinin iyi hazırlanmış olması ve de güler yüzlü hizmet üst planda. Bahçeli 4. Cadde&#8217;de oturduğum için; 6. Cadde&#8217;de yer alması hızlı servise etkili oluyor sanırım, 7. Caddede yine yakında olup gelemeyen Burger King&#8217;e nazaran. Açıkçası burayı, bir gün &#8220;makarna&#8221; yeme isteği üzerine fark ettim. &#8220;Fettucini Alfredo&#8221; dışarıda bir mekanda 12-19 TL arasına yiyebiliyorken, burada 9 TL&#8217;ye güzel ve sıcacık bir makarna yiyebiliyorsunuz. Ürün, kendisini sıcak tutan tabaksı plastik bir kapta ve yanında kolayla beraber geliyor. Açıkçası hem tadına, hem kalitesine, hem de iyi hizmete rağmen çok ucuz. 1 parça da ekmek ekleseler yanına, tadından yenmeyecek hakikaten (: Evet, ekmekle seviyorum makarnayı bile, maalesef bu yüzden çabuk kilo alıyorum. Menünün diğer ürünlerinden henüz tatmaya fırsat bulamadım ama ilk fırsatta deneyeceğim. The Bigos&#8217;u kesinlikle tavsiye ederim, menülerine bakmakta fayda var.</p>
<p>Bu kadar yemekten bahsetmek yeter sanırım. Ankara&#8217;ya dönünce 2 aydır yaşamdan uzak olduğu için ve hazır bir sonbahar temizliği öncesi halıları da yıkamaya verdim. İlk geçen sene yaptırdığım &#8220;Duygusal Halı Yıkama&#8221;yı başarılı sonuçtan dolayı aradım. Telefonu depresyonda açan abimiz maalesef yerinin değiştiği için ve uzak olduğu için, 4. Cadde tarafına artık hizmet veremediğini söyledi. Telefon verdi başka ama ben güvenemedim. Aynı gün elime geçen bir broşür de reklamını gördüğüm, Detay Halı Yıkama&#8217;ya aradım, hemen geldiler, aldılar. Fiyatları da uygundu, bakalım temizliği nasıl olacak..</p>
<p>Sona doğru yaklaşırken, her daim dertli olduğum en önemli konu: &#8220;t-shirt baskısı&#8221;. Hani bir çok ortamda vardır, &#8220;t-shirt yaptırıp bize özel olsa ya&#8221; durumları; biz Grafik öğrencileri için daha fazla. Mükemmel değil ama bir çok insana göre elimiz daha yatkın bu duruma ve güzel sonuçlar almak istiyoruz. Sapık gibi bir sürü yapalım hepsi orjinal olsun durumları da var. Ama gel gelelim hazırlansa bile bu işin baskı aşaması kafayı yediren türden. 2009 yılında bir kararla tipografik olarak hazırladığım 3 renk bir çalışmayı &#8220;tish-o&#8221; markasına gönderdim. Deneyseldi biraz, nasıl baskı yapıyor diye. Maalesef t-shirt geldiğinde sonuç hüsrandı. O vakitten sonra başka yaptırmadım. Son dönemde isteklerim artınca yeniden arayışa girdim (5 aydır filan). İsteklerime uygun baskı firması yine bulamadım ve herkesin önerdiği firma da tish-o idi. Bir çılgınlık yapıp belki 3 senedir değişmişlerdir umuduyla yeni bir tasarım yaptım. İllüstrasyon tabanlı fakat, tek renk siyah idi. Beyaz t-shirt istemediğimden füme rengini seçerek siparişimi verdim. Birkaç gün sonra telefonda, siyah renk text&#8217;in füme&#8217;de çok güzel durmayacağı istenirse beyaz yapılabileceği söylendi. Kafamda çok sıkıntı çıkmadı direkt siyah&#8217;ı beyaz&#8217;a yaparlar diye onay verdim.</p>
<p>T-shirt bugün elime ulaştı. Kargolar konusunda dertli olan ben bu sefer dert etmeyerek kendim gidip aldım. Heyecanlı ama şüpheci bir kimliğe bürünüp poşetinden çıkardım. Yarışma programında son soruda cevabın yanlış olduğunu fark etmek gibi bir hüsran sardı dört bir yanımı. Sebep? Yine baskının kötü olmasıydı. Tek renk bir baskı nasıl bu kadar kötü olabiliyor algılayamıyorum. Bunun yanı sıra,  firmadan tonla t-shirt yaptıranların baskıyı nasıl beğendiğini de anlayamıyorum ama çok mu kötü? Kötünün iyisi bu ama tam olarak iyi değil. Mükemmelliyetçiyim desem tam olarak değilim, sadece benim içime sinmiyor. Özellikle  gittim Canon ile iyi ışıkta çektim ki, insanların aklında kötü olduğunu göstermek için cep telefonuyla çekmiş, düşüncesi olmasın.</p>
<figure id="attachment_6257" aria-labelledby="figcaption_attachment_6257" class="wp-caption aligncenter" style="width: 342px"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2011/09/tish-o_baski.jpg"><img class="size-large wp-image-6257 " title="tish-o_baski" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2011/09/tish-o_baski-708x462.jpg" alt="" width="340" height="222"></a><figcaption id="figcaption_attachment_6257" class="wp-caption-text">tish-o baskı kalitesi (2/10)</figcaption></figure>
<p>Ayrıca, taahhütleri ile sonuçları da tutmuyor. Tasarımın png halini kabul eden ama göstermeyen bir sisteme sahip ve bu yüzden jpg haliyle beyaz arkaplanıyla gönderim yaptım. Özellikle 22&#215;30 bir tasarım yaptım. Ne nereye gelecek biliyordum da. Ama nedense boydan 38cm bi baskıyla elime ulaştı. Hani baskı kalitesi neyse de, baskı da sıkıntılı arkadaş, ben anlayamıyorum yani.</p>
<p>Sözün özü; sonuç yine hüsran, umarım iyi yapan bir yer bulabilirim umudunu hala taşıyorum. &#8220;Tish-o&#8221; baskı kalitesi, baskı önerisi puanı 10 üzerinden 2. Tişörtün kalitesi güzel ama baskı kötü olunca neyleyeyim durumları..</p>
<p>Cümlelerimi artık toparlayabilirim. Uzun süredir yazmamanın, konuşmamanın hatta dışarı bile çıkmamanın psikolojik baskısını bu hafta attım sanırım. 2-3 gün eve girmedim neredeyse, Ankara&#8217;yı özlemişim, dışarı çıkmayı, arkadaşlarımı.. Artık dönem öncesi rahatlamak ve hazır girmenin zamanı. Yeni umutlar, yeni hayatlar ve taze başlangıçlar. Belki hayata yönelik savaşlarım daha olumlu olur bu sene.</p>
<p>Buraya kadar hızlı inip ne yazmış bu deyip okuyamayanlar için özet: yemekler, ankara&#8217;da online yemek siparişi, başarısız t-shirt baskısı filan gibi sıkıcı konular. Buraya kadar okuyanlara ise teşekkürlerimi sunuyorum.</p>
<div class="pix_box quotes" style="background-color:#eeeeee; color:#222222; border:1px #dddddd none">dipnot : Sonbahar gelsin artık.</div>
<div class="totop"><hr><a href="#topto"></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhsuz Haller</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 18:17:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[bunalmak]]></category>
		<category><![CDATA[can sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[ghetto]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[üşengeçlik]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5958</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;da ki, hava değişiminden sıkılan tek ben değilim sanırım. O kadar durgun bir hava var ki, yaşamayı zorlaştırıyor. Üç gündür evden çıkmıyorum. İlk kez dün okula ders seçimi için gitmek zorunda kalınca, ne kadar kötü bir gün olabileceğinin biraz olsun farkındaydım. Çünkü soğuk bir hava ve ısıtmayan bir güneş vardı. Yine de buna nazaran, İstanbul&#8217;a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da ki, hava değişiminden sıkılan tek ben değilim sanırım. O kadar durgun bir hava var ki, yaşamayı zorlaştırıyor. Üç gündür evden çıkmıyorum. İlk kez dün okula ders seçimi için gitmek zorunda kalınca, ne kadar kötü bir gün olabileceğinin biraz olsun farkındaydım. Çünkü soğuk bir hava ve ısıtmayan bir güneş vardı. Yine de buna nazaran, İstanbul&#8217;a gitmemeyi seçip evde sürünmeyi tercih ettim. Cem Adrian Ghetto konserine gidememekte cabası oldu ama üşendim, ne yapabilirim ki.. Benim yerime Cem Adrian&#8217;ın sahnesinin arkasında fotoğraflarımdan seçmeler gösterildi, her ne kadar o anlardan bir kare henüz göremesem de, insanlar güzel olduğunu söyledi.<span id="more-5958"></span>
<p>Ani değişimlerin haricinde, insanlarında değişimini anlayamıyorum. Sıcak olsa, sıcak bunaltıyor diyeceğim ama aksine soğuk bir hava var. İnsanlar çok garip modlarda geziyor. Evde sıkışıp kalan ben ise, sataşacak yer arıyorum sanırım. Saatini bekleyip üstüne ders programımda değişiklik yapamayıp, o dersi alabilmek için taksiyle atlayıp okula gidince, haliyle gergin bir hale bürünüyorum. 1 kişilik yer kalmışken stresli uğraşmam da cabasıydı. O açıdan baya stresli bir gündü benim adıma..</p>
<p>Bunun haricinde, sahte insanların etrafımda dolanmasından da hoşlanmıyorum. Dün, gerçek bir dosttan beklenmedik anda gelen mesajla gülümseyebildim sadece. İnsanların yaptıklarına inat, hayatın tesadüfi bir oyunuydu sanırım. Hayat süprizlerle dolu.</p>
<p>Sahte insanlar demişken, insanların anlamsız bir şekilde beklentilere girmesiyle perçinleniyor sanırım. Sahtelik onların beklentilerinden gelmiyor aslında, iyi niyetliler ama sonuca gidiş yolculukları çok kötüleştiriyor durumu. Anlaşılamayan tek bir nokta, insanların özel hayatlarının da bir sınırının olması. Sınırlar aşılmaya çalışıldıkça, saygı sınırı da aşılıp saygısızlığa doğru hızlı adımlarla koşmaya başlanılıyor. Bu yüzden de, karşıdakinin tahammül sınırı da son noktaya geliyor. Dozajı iyi ayarlamak lazım sanırım.</p>
<p>İnsanlar bu açıdan samimiyet bekliyor. Neden ? Ben neden samimiyet göstermeliyim ki tanımadığım insanlara ? Neden böyle bir lüksüm veya lüksleri olsun ki.. Anlaşamıyoruz insanlarla bu yüzden. İnsanların düşünce tarzında şu problem var. Ben bu insanı tanımak istiyorum, tanırım da! Yok öyle şey! Ben izin vermiyorsam, ben tanımak istemiyorsam sizin ne hakkınız olabilir ki buna ?</p>
<p>Bunun iyi anlaşılması gerekiyor, çünkü saygı bu noktada bitiyor ve karşılıklı saygısızlık başlıyor.</p>
<p>Sessizlik isteyen insanın rahat bırakılmaması çok abes geliyor bana. Sessizlik istiyorsa zaten kimsenin olmayışını kabul etmiştir, neden zorla tecavüz edilmektedir ki bu hakka ? Anlayamıyorum insanları artık.</p>
<p>Hele ki dün Fan sayfasında yazdığımız şarkının adı &#8220;Tanrı Aslında Sever Hepimizi&#8221; yazısından sonra, 5 dakikada 150 yorum geldi ve insanlar Tanrı mı Allah mı tartışması yapıyordu. Ne hale geldik ki biz ? Neyin tartışmasını yapar olmuşuz ? Bu inanç kalpten gelen bir inanç değil miydi ? Dinlerde hoşgörü dinleri değil miydi ? Nedir bu birbirimizi ezmeye çalışacak kadar oluşan kavga ? Cidden insanlığın gidişatı çok kötü.. Üzücü de.. Hele ki fanların sayfasını &#8220;beğendikleri&#8221; sanatçının parça adı olduğu anlamadan böyle cevaplar vermeleri, ne kadar boş bir kitlenin oluştuğunu da gösteriyor..</p>
<p>Nereden nereye geldi konu yine farkedemedim. Ama uzun zamandır yazmıyordum yeter sanırım bu kadarı..</p>
<p>Son olarak, arada yazı yazıyorum ve bu yazılardan rahatsız olan insanlar var. Beğenmiyorsanız okumayınız insanlık&#8217; sizin için yazılan sözler değil onlar, üzerinize de alınmayın isterim. Kendim için yazıp, kendim için yaşıyorum, sizi neden rahatsız ediyor ki bu durum ? Siz daha iyisini yapın, geriye yaslanın tadını çıkartın. Kendi halinde bir şeyler yapmaya çalışan, kimseye karışmayan insanlara da lütfen bulaşmayın, kendi sözlerinizin altında isminizi ezip rezil ediyorsunuz sadece..</p>
<p>Gerek yok insanlarla uğraşmaya, kırmaya çalışmaya. Siz hayatınızı umursamasanız da pek, kendi hayatlarını umursayan insanlara karışmayın. Başkasının haklarını işgal etmeye çalışmaktan vazgeçin. Siz kendi halinizde yaşayın, biz de kendi halimizde (:</p>
<div class="totop"><hr><a href="#topto"></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kısa kısa #2</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 13:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avea]]></category>
		<category><![CDATA[big bang theory]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[house]]></category>
		<category><![CDATA[how i met your mother]]></category>
		<category><![CDATA[iphone 4]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[letters to juliet]]></category>
		<category><![CDATA[lie to me]]></category>
		<category><![CDATA[nikita]]></category>
		<category><![CDATA[paraflaş]]></category>
		<category><![CDATA[ringlight]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[supernatural]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5867</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman sonra yazı yazmak için güzel bir zaman.. Film izleyemiyorum projelerden arada kafamı kaldırıp izlediğim tek film oldu. Film Letters To Juliet&#8216;i izledim. Başrol oyuncusunun güzelliği ve role uygunluğu mükemmeldi. (Dear John&#8217;da da oynuyordu) Dizi How I Met Your Mother, çok iyi gidiyor hala, çok eğlenceli. Supernatural, Dean&#8217;e yazık. Sam, kardeş değil kalleşsin. Lie [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman sonra yazı yazmak için güzel bir zaman.. Film izleyemiyorum projelerden arada kafamı kaldırıp izlediğim tek film oldu.</p>
<h3>Film</h3>
<ul>
<li><strong>Letters To Juliet</strong>&#8216;i izledim. Başrol oyuncusunun güzelliği ve role uygunluğu mükemmeldi. (Dear John&#8217;da da oynuyordu)</li>
</ul>
<h3>Dizi</h3>
<ul>
<li><strong>How I Met Your Mother, </strong>çok iyi gidiyor hala, çok eğlenceli.</li>
<li><strong>Supernatural,</strong> Dean&#8217;e yazık. Sam, kardeş değil kalleşsin.</li>
<li><strong>Lie to Me,</strong> şu zamana kadar seyrettiğim en iyi dizilerden bi tanesi. Dr. Cal Lightman, yürüyüşü, laf sokuşları, ifadeleri süper. Tavsiye edilir.</li>
<li><strong>House, </strong>Çocuk bakıcılığına soyunuyor artık malum Cuddy&#8217;den dolayı, arada hasta muhabbetleri biraz aksasa da. Son bölümdeki çocuğu için, canını veren teyze. Çocuğu yaşattın, sen öldün, kim bakacak lan o çocuğa, arkandakileri düşün az!</li>
<li><strong>Nikita,</strong> ilk bölümünü izledim beğendim ama hala diğer bölümlerini izleyemedim.</li>
<li><strong>The Big Bang Theory, </strong>dün izleyemedim, bugün izlemek için can atıyorum (:<span id="more-5867"></span></li>
</ul>
<h3>Hayat</h3>
<ul>
<li>Avea ile anlaşmazlık hat kapamaya doğru gidiyor. Beni istemeyeni ben hiç istemem diyerek, tek hat Turkcell&#8217;e döneceğim. (7. senemizmiş, 100MB internet 100 sms ve ücretsiz konuşma da gönlümü çelemedi.)</li>
<li>Paraflaşlara alışmaya başladım gibi, ama onla uğraşırken bile, hala en çok sevdiğim el yapımı <strong>ringlight</strong>&#8216;ım..</li>
<li>iPhone 4&#8242;üm hala gelecekte gelecek. O gelince komple hattı kapatmayı düşünüyorum da.</li>
<li>Çok sevdiğim insan geldi Ankara&#8217;ya. Güzel vakitler geçirdim uzun zaman sonra.</li>
<li>ve Sonbahar sinsice yaklaşarak peşimde, geziyoruz hep beraber.</li>
</ul>
<h3>Okul</h3>
<ul>
<li>Grafik ağır gidiyor. Proje üstüne proje biraz zorluyor.</li>
<li>Çok az bi tembelliğim başladı, projeleri aksatmaya başladım son gün yaparak günü kurtarıyorum ama toparlanmam lazım..</li>
<li>O değil de, japonca yalan oldu, üzüldüm mü hayır.</li>
<li>Çok yoruluyorum. 28 saat haftada ders yap, üstüne proje yap. Bizde insanız ya.</li>
<li>Facebook&#8217;tan ağrı kesici sorup (eczaneye gitmeye üşendim), Funda hocanın vermesi, apayrı bi duygu gel-gitlerinde sürükledi. Funda hoca candır, herkese böyle hoca lazım.</li>
</ul>
<h3>Müzik</h3>
<ul>
<li>Klavye ile müzik çabaları baymaya başladı. Sebebi de vaktimin olmaması.</li>
<li>Kulüp mikrofonuyla arada şarkı söyleyip deliriyorum (cidden deliyim ben, çaktırma).</li>
<li><a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=146694952031359&amp;ref=mf" target="_blank"><strong></strong></a><strong>10 Kasım </strong>bi de Kasım sonunda <strong>Cem Adrian</strong> İstanbul konserlerinde olacağım. Sanırım.</li>
<li><strong>Kayıp Çocuk Masalları</strong> albümün, fragman&#8217;ınının montajı bitti, ufak ayarlardan sonra, yayacağız.</li>
</ul>
<p>Son olarak; Uykusuzluk beni bitiriyor. Ne uykudan zevk alıyorum, ne de uykusuzluktan. Hayatım çok boktan.<br>
* 29 Ekim Cuma okul olmaması, mis gibi uyuyacağımın habercisi. Bu haftaya daha başlamadan güzel haberlerle girmek, çok güzel..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorunsal</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 04:53:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[500]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[avea]]></category>
		<category><![CDATA[borat]]></category>
		<category><![CDATA[boş]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[faturalı hat]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[ipod touch]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[pamukkale]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5736</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır yazı yazma isteği yoktu içimde. Çünkü yazmaya başladığım ve o moda tekrar girip bitiremediğim bir yazı vardı ortada. Fakat bugün o kadar çok şey oldu ki, es geçebiliyorum onu bile.. Bilkent Sinema Topluluğu&#8217;nun oryantasyonda standında görevli olarak yer aldığım ve açıkçası eğlenceli olduğu için hafta sonu Ankara&#8217;ya gitmiştim. Ankara&#8217;da her şey güzel ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır yazı yazma isteği yoktu içimde. Çünkü yazmaya başladığım ve o moda tekrar girip bitiremediğim bir yazı vardı ortada. Fakat bugün o kadar çok şey oldu ki, es geçebiliyorum onu bile..<br>
Bilkent Sinema Topluluğu&#8217;nun oryantasyonda standında görevli olarak yer aldığım ve açıkçası eğlenceli olduğu için hafta sonu Ankara&#8217;ya gitmiştim. Ankara&#8217;da her şey güzel ve bir nevi rutin geçti açıkçası. Sorunların dönüşte yaşanabileceğini ön görmem gerekiyordu. Hiçbir şey bu kadar normal olamazdı.</p>
<p>Ankara&#8217;dan Denizli&#8217;ye dönüşte, her türlü bomba sorunun çıkabileceği Pamukkale Turizm ile geldim. Her türlü insanı bulmak çok mümkün olduğu için, yaşanabilecek durumlar önceden kestirilemiyor. Hepsi birbirinden farkı ayrı aksiyon. Son zamanlarda birkaç kere kullandığım için de, otobüslerde yer alan filmlerin hepsini izledim ve sıkmaya başladı. Giderken, flaş diske birkaç çevirme yapıp attıktan sonra izleyemeyince, çok sıkıcı bir yolculuk olmuştu. Dönüşte ise bu duruma hazırlıklı olarak her türlü formata çevirerek attım neredeyse :) Sonuçta otobüse bindiğimde gayet güzelce izlemeye başlamıştım. Taaa ki, Afyon&#8217;da mola verip yolcu alana dek.</p>
<p>Afyon&#8217;dan binen, 50-55 yaşlarındaki şahısın koridorda birkaç kere geçtikten sonra, yanıma oturacağını hissetmiştim ve öyle de oldu. Sıkıntı yaşayabileceğim konular hakkında, yaratıcılığım kısıtlıydı fakat sağ olsun amca tüm yaratıcılığını kullanarak, garip bir yolculuk yaşattı.<span id="more-5736"></span>
<p>Telefon ile konuşuyordu bindiğinde, hemen bulaşması için bir sebep yoktu. Aradan geçen 10 dakikalık zaman, bulaşmasına yetecek özgüveni kazanmasında yeterliydi. Üzerimde &#8220;ingilizce yazılar olan&#8221; (neden böyle dediğimi merak ediyorsunuz çünkü tamamen bunla bağlantılı bir giriş yaptı) tişört vardı.</p>
<figure id="attachment_5740" aria-labelledby="figcaption_attachment_5740" class="wp-caption aligncenter" style="width: 328px"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/09/remember.jpg"><img class="size-medium wp-image-5740" title="Remember my name" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/09/remember-326x500.jpg" alt="" width="326" height="500"></a><figcaption id="figcaption_attachment_5740" class="wp-caption-text">Remember my name ...you&#39;ll be screaming it later!</figcaption></figure>
<p>Buradan muhabbete girmesini hiç hayal etmemiştim. Bu arada, bindiği andan itibaren, kulaklığı taktım ve filmi açtım ki; bulaşmasın. Ama tabi ki de hiçbir şey onu durduramazdı..</p>
<p>Bi ara bir şeyler dedi bana bakıp. Ne olduğunu anlayamadığım için, kulaklığı çıkardım ve &#8220;efendim&#8221; dedim.</p>
<blockquote><p>- Do you like turkish girls ?<br>
+ efendim ?<br>
- you like turkish girls ?<br>
+ yes.<br>
- türkçe var mı ?<br>
+ var, zaten türkçe, efendim diye belirtmiştim ?<br>
- hee.</p></blockquote>
<p>Bu sırada ön taraflardan da dönüp bakanlar olduğunu ve yaşadığım rezilliğin haddi hesabı olmadığını belirtmek isterim. Tabi bu deneyim bana gösterdi ki, yolculuk çok sıkıntılı olacak. Tecrübeyle sabittir.</p>
<p>Film izlemeye devam etmeye karar veriyorum. Kulaklıklarımı çok sevmemin en büyük sebebi, kulak içi olduğu için, dışarıdan ses almıyor. Yolculuğun güneşli kısımları beni bulduğunda da, perdeyi kapatmak suretiyle, filmi (Robin Hood) izlemeye devam ettim. Zaten filmde karanlık sahneler yeterince fazla olduğu için, camdan yansıyan ışıkla görünmemesi, hoşuma gitmiyordu. Ama sonuçta yanımızda rahatsız birileri olduğu için, yine bir sorun çıkacağı belliydi. Otobüs bir ara yavaşladı ve durdu. Amca, soldan baktı olmadı, kafayı kaldırdı olmadı, &#8220;meraklı Melahat&#8221; ya, göremedi bir şey. Haliyle, elini perdeye attı aradan filan, ama kolu tam gözümün önünden geçiyor film filan yalan oluyordu. Neyse elini çekti, tekrar bi elini attı açmaya çalıştı çıtçıtları (2 perde bağlıydı birbirine)i başaramadı ellerini perdeyi göstererek salladı falan, tek çıtçıtı açarak bakmasını sağladım. Sonra devamını da açmaya çalıştı dedim &#8220;n&#8217;oluyoruz&#8221; ?</p>
<blockquote><p>- Güneş girsin, korkuyor musun güneşten yoksa ?<br>
+ (iç ses : güneş sana girse keşke) Korkmuyorum, film izliyorum dikkatinizi çekerim.<br>
- E vitamini bak, güneşten başka bi yerden alamazsın.<br>
+ hı hı.<br>
- Bembeyaz olmuşsun zaten bak, güneş almadığından<br>
+ hö ?</p></blockquote>
<p>Bembeyaz? Ben?! Elimi havaya kaldırdım ve ellerime filan baktım, rengim attı da ben mi fark etmedim diye. Meğersem amcanın gözler bozukmuş. Devamında ise, &#8220;film izliyorum, ışık yansıdığı için kapalı&#8221; dedim. Hmm filan gibi sesler çıktı ve kafasını çevirdi. Şimdi mi dalsam, sonra mı dalsam modunda sıkılan ben ise, filme devam ettim. Kendimi oradan soyutlayarak sinemadaymışım edasında film seyretmeye devam ettim.</p>
<p>Film bitmişti. Şehir sınırlarına girdiğimizi fark ettim. Denizli&#8217;ye yaklaştığımız sıra, babamı aradım beni otogardan alsın diye. Telefonu kapattım, IpodTouch&#8217;u çıkarttım, kulaklığımı taktım, facebook&#8217;a filan girdim. An itibariyle gelen; dürtüklemeler.. anlamamak.. ve kulaklığı çıkarmak&#8230;</p>
<blockquote><p>- Kaç para bunlar ?<br>
+ Bilmiyorum, hediye geldi (yalan, kendim aldım, sohbet uzayacak diye kestirip atmak istediğim için öyle söyledim.)<br>
- İnsan merak etmez mi ya ?!<br>
+ Hediyenin fiyatı sorulmaz ??<br>
- Alla alla.. (kafasını çevirdi yine.)</p></blockquote>
<p>Kulaklığı tekrar taktım, kesin şimdi dalmalıyım modlarına girmeye başladım ufaktan. Ama aksiyonların bitmeyeceği belliydi, Denizli&#8217;ye gelmemize rağmen! Yine bi ufak dürtüklemeler.. Kulaklığı çıkartıp, kafayı çevirip baktım. &#8220;Efendim&#8221; dedim. Eliyle telefonunun arkasını gösterdi. Bursaspor yazıyordu italik olarak. Hmm dedim, thumbs up modunda hareket yapınca, adamı Borat&#8217;ın yerli şubesi olduğunda kanaat getirdim. (bkz : <a href="http://dreamalittledream.ca/wp-content/uploads/2009/04/two-thumbs-up.jpg" target="_blank">borat-thumbs-up.jpg</a> ) Sonra telefonu çevirdi ön yüzünde de aynı yazı vardı. Sonra bi tuşa bastı ekran da yeşil siyah filan. &#8220;Hmm.. ne güzel&#8221; dedim kafayı yine çevirdim.</p>
<p>Otogar değişti Denizli&#8217;de. Eski Otogar&#8217;ı yıktılar, geçici olarak sanırım EGS park tarafına taşıdılar. O tarafa geldiğimiz sıra, amcanın homurtular geldi. Muavine dönerek;</p>
<blockquote><p>- Otogar mı değişti ya ?<br>
_ Evet efendim.<br>
- Ya madem söyleseydiniz ben öbür tarafta inerdim yaa<br>
dedi ve bana dönüp:<br>
- Otogar değişmiş<br>
+ Hı hı.<br>
Muavine dönerek:<br>
- Servis var mı ?<br>
Cevap gelmedi sanırım, tekrar bana dönerek:<br>
- Servis var mı burda ?<br>
+ Olabilir, bilmiyorum.<br>
cık cık cık sesleriyle kafayı çevirdi.</p></blockquote>
<p>Otobüs perona yaklaştı, durmadan daha ayaklandım, çantalarımı aldım ve koşarak uzaklaştım. Bekleyebileceğim en uzak noktada bekledim babamı. Yürürkende arkama bakarak yürüdüm ( bkz : götün götün ilerlemek ). Arkadan gelip yine birşey sorup, trip atabilir düşüncesiyle korkular sardı dört bir yanımı. Bizim araba geldikten sonra da hemen &#8220;gazla moruk&#8221; modunda oradan son gaz uzaklaştım. (şaka lan şaka)</p>
<p>İşin özü, nerede manyak varsa beni buluyor.. Çekiyor birşeyler.</p>
<p>Eve geldim, perşembe günü faturalı hatta geçiş başvurusu yapmıştım. 2 hatla yapmıştık hatta onunki geçmiş benimkisi geçmemiş. Aradım Avea&#8217;yı, sistemde bizlik bir şey yok daha gelmemiş bize dedi. Bayii aradım, (Birikim Telekomünikasyon Sist. Çınar şubesi) başka isme çıktı hattınız bu yüzden yapamadık dedi. (Hattı 6 sene önce açık hat olarak almışım, bunu değiştirmem gerekiyormuş vs. avea&#8217;yı bi aramayı deneyin dedi)</p>
<p>Şimdi işin bu tarafında bazı merak konusu sorular ortaya çıkıyor.</p>
<ol>
<li>Böyle bir problem var bayii beni nereden aramıyor? (numaramla başvuruyorum ben zaten, arasana o numaradan)Ben kimlik bilgilerimin fotokopisini hatta kredi kartımın fotokopisini bırakıyorum. Fatura otomatik ödeme talimatı adı altında. Ama bayii kafasına göre bana haber vermiyor, demek ki bu bilgileri kopyalayıp gerektiğinde, kartımdan bir şey çekebilir manasına geliyor. O zaman ben bu avea ve avea bayilerine <strong>nasıl güvenmeliyim</strong>?</li>
<li>Avea Müşteri Hizmetleri adı altında çalışan &#8220;500&#8243; personeli ise, hiçbir şeyden çakmadıkları halde orada para almaya neden devam ediyorlar?Madem amaç müşteri memnuniyeti, ben değilim!</li>
</ol>
<p>Bunun sebebi de şuradan kaynaklanıyor. Müşteri Hizmetlerini arayıp böyle böyle bilgi almak istediğimde, hattınızı ilk aldığınız bayii bulup oradan yapmalısınız diyor. Hattı ben 6 sene önce almışım ve yerinde yeller esiyor haliyle. Sanki ülkemizde zenginlik dolu da herkesin dükkanı kendine ait ve öyle yerleşik 100 sene kalıyor.</p>
<p>Ben nereden bulayım bunu dediğimde, oradan yapmalısınız diyor, hattaki bayan arkadaş. Hafif sinirlerim gerilmeye başlıyor. Diyorum ki, sen bana o zaman ulaşabileceğim bi iletişim adresi ver, ben oraya başvurayım? Sistemimizde gözükmüyor diyor. Avea olarak sen senin sisteminde bulamıyorsan ben nasıl bulayım? İyice şarteller atmaya başlıyor.</p>
<p>Yetkili birini bağlayın o zaman o yardımcı olsun bana diyorum, burada en yetkili ben varım diyor bayan. Sen benim problemime çözüm bulabiliyor musun? Yok? Eee? Ne yetkilisisin ki sen kapı mı bekliyorsun orada? Güvenlik görevlisi misin ki?</p>
<p>Tekrar söylüyorum ( ses tonum giderek artıyor ), papağan gibi aynı cevap.</p>
<p>Delirme noktası bu anda ortaya çıkıyor. Sen bana yardımcı olabiliyor musun? Olamıyorsun, o zaman yetkili birine bağla, çekil git delirtme adamı. Hem hizmet hattı diye açmışsın, bana verecek adam akıllı bir cevabın yok, olana bağla. Şeklinde süren desibelleri yüksek içerikli mesajlar.</p>
<p>İnsanlara telefonda bağırmayı seven bir insan değilim. Çalışan sonuçta, üç kuruş parayla kimlerle kimlerle uğraşıyordur. Fakat sorun şu ki; arkadaşım, sen benim sorunuma çözüm bulamıyorsan, bana bir yönlendirme yapamıyorsan, dersin ki yarın gündüz tekrar arayın vs. Beni başkasına yönlendir. Laf yemek hoşuna mı gidiyor bunların en büyük fantezisi mi anlamıyorum? Ben bağırıyorum, o saf saf aynı cevapları veriyor. Sonuç olarak papağanlaştığı için telefonu yüzüne kapattım.</p>
<p>Avea&#8217;nın Müşteri Hizmetleri anlayışı daha boşmuş bunu anladım. TTnet bile hiç yoktan, modem ışıkları yanıyor mu diye, sabit bir cevapları var. Hiç olmazsa bir adet cevapları var. Ama bunlarda o da yok.<br>
Müşteri Hizmetleri dedikleri, ev hanımlarının evde oturup, telefonlara cevap vermesi gibi düşünüyorum. Tek yetkili benim dediğine göre, evde tek başına telefonlara cevap veriyor ki, yetkili yok ortada.</p>
<p>Sonuç olarak olay nedir?<br>
6 senedir kullandığım hattın, üzerine para verip, daha faturalı hatta geçip, mal gibi para kazandırmaya çalışıyorum. Fakat geçmeyeyim diye uğraşıyorlar. Turkcell&#8217;i sevmediğim halde ondan faturalı hattım var, adamlar bir gün sorun çıkartmadı ya. Yazıklar olsun avea.</p>
<p>Dert mi peki bu? Değil. Yine bir tanıdık, bir araştırma yapıp, birini araya koyup ben bu hattı geçiririm üzerime. Keyfine, 500&#8242;ü arıcam o gün. Valla.</p>
<p>Fazıl gibi, avea&#8217;nın müşteri hizmetleri yavşaklığından utanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/sorunsal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pis Boğaz</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 23:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bayramyeri]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[kahperengi]]></category>
		<category><![CDATA[karmaşa]]></category>
		<category><![CDATA[kebap]]></category>
		<category><![CDATA[kızı tozu horozu]]></category>
		<category><![CDATA[lokanta]]></category>
		<category><![CDATA[tandır]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yöresel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=1074</guid>
		<description><![CDATA[Açıkcası, yine yemekten devam etmek istedim. Malum, yakından bilenler bilir, yemek konusunda boğazım güzel işler, haliyle de kilo olarak yansıyor, ister istemez.. Bu dertlerden müzdarip olsam da, yemek isteğim bazı yemeklere karşı engellenemiyor. Bilmeyenler için belirteyim, Denizli&#8217;liyim. Denizi olmamasına rağmen, nispet yapar gibi adında deniz olmasına şahsen üzülmekle birlikte, deniz olsa orası nemden yaşanmaz düşüncesiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkcası, yine yemekten devam etmek istedim. Malum, yakından bilenler bilir, yemek konusunda boğazım güzel işler, haliyle de kilo olarak yansıyor, ister istemez.. Bu dertlerden müzdarip olsam da, yemek isteğim bazı yemeklere karşı engellenemiyor.</p>
<p>Bilmeyenler için belirteyim, Denizli&#8217;liyim. Denizi olmamasına rağmen, nispet yapar gibi adında deniz olmasına şahsen üzülmekle birlikte, deniz olsa orası nemden yaşanmaz düşüncesiyle bu üzüntümden vazgeçiyorum. Ankara&#8217;yı sevme nedenlerimden birisi bu açıkcası. Deniz merakım olmayınca, karmaşanın yaşanmadığı rahat bir şehir beni sevindiriyor. Ankara evet büyükşehir, karmaşa yok mu diyenlere ise; bir tek akşam trafiği zor oluyor, onu da arabam olmadığı için çok sallamıyorum açıkcası.. Yine konuyu dağıttığımı farkettim. <a href="http://www.kahperengi.net" target="_blank">kahperengi</a>&#8216;de de böyle oluyor maruz görün. Kafam çok dağılıyor.</p>
<p>Yemekler&#8230;. Gece&#8217;nin ikisinde bile insanın canı çekiyor aslında, dayanılmaz lezzet dedikleri böyle birşey (benim gibi dayanamayanlar için bu normal bi slogan). Ama tanıtacağım şey gece bulunmuyor malesef.. Eğer güzel bir yerde yiyecekseniz (ki Denizli içinden bahsediyorum) en geç 4&#8242;ten sonra bu işin ustaları kapatıyor (Bayramyeri&#8217;nde daha çok esnaf lokantası olduğu için, öğlen gidip yemek daha güzeldir), geriye kalan yerlerde yiyorsunuz da işte şöyle böyle..</p>
<p style="text-align: left;">Evet sevgili konuklar, bugün size anlatacağım yöresel ziyafetimiz;<span id="more-1074"></span>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ffffff;"><strong>Denizli Tandır KEBABI</strong></span></h3>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/07/denizli-kebap.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-1113 aligncenter" title="Denizli Tandır Kebabı" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/07/denizli-kebap-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300">tam boyutta görmek için fotoğrafa tıklayınız</a>
<p>Nedir bu kebap ? Açıkcası Ankara&#8217;da bi yerde olduğunu duydum ama uzaklığından dolayı hiç gidemediğim için aynı tada sahip mi bilemiyorum henüz. Denizli&#8217;de Bayramyeri&#8217;nde bulunan birçok kebapçıdan, ben Kebapçı Baki&#8217;nin yerini seviyorum. Götürdüğüm kişilerden henüz kötü diyen çıkmadı. Bir hamburger, bir bilmem ne yiyene kadar, şuna para bayılmayı tercih ederim..</p>
<p>Neye benzer ? Fotoğrafı gidip kendim çekmedim netten buldum biraz photoshop fırça darbeleriyle değiştirdim ama (bir hafta içerisinde yemeye gidip, çekmeyeceğim anlamına gelmiyor :P ) yukarıdaki gibi lezzetli bir görüntüsü var.</p>
<p>Çok aşırı detayını bilmem açıkcası, tadına bakarım ben misal. O yüzden alıntı yapacağım.</p>
<blockquote><a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=16061921" target="_blank">#16061921</a> | denizli&#8217;de yapılanında kuzu etleri kemikli parçalar halinde çengellere geçirilir ve fırının &#8220;koltuk&#8221; diye tabir edilen ateşin uzağında kalan sol arka tarafındaki askılara asılır. altlarına da yağın akması için bir tepsi yerleştirilir. et burada çok ağır bir şekilde pişmeye bırakılır. en az 4 saat pişirilen et artık yağını tamamen bırakmış ve kemiklerinden çok kolayca sıyrılır hale gelmiştir, adeta pamuk gibi olmuştur. servis edilmeden önce kemikler ayıklanır, tepside biriken yağ ile yağlanmış pide ile beraber afiyetle yenir.</p></blockquote>
<p>Bir de fotoğrafta görüldüğü üzere, et üzeri yağlı pide ve yanında da soğan ve domates bulunur. Tam olarak orada gözükmese de (bi tezat oluşturasım geldi), masanızda çatal vs. bulunmaz efendim. &#8220;Et, balık, kelle bunlar yenir elle&#8221; hesabı, kebapta böyledir. Elle yenir. Çatal isteyene, hanımevladı mısın diye gözümü diker, bilimum tiksinir arkadaşlığımı bitiririm. Baştan bunu belirteyim. Bu işin püf noktası, alıcaksın pideyi de eline, yağlı yağlı. Koyacaksın üzerine eti, domatesi, soğanı, tuzunu ekeceksin bol bol. Afiyetle de yiyeceksin. Olay tamamen bundan ibaret.</p>
<p>Ek olarak belirtmek isterim. Bunu öğlen yediğinizde, eğer iki kişiyseniz ve 1 porsiyon geldiyse, hafif kesti kesmedi moduna girip, takviye isterseniz (ki ben isterim kesmez yani bünyeyi); akşamına yemek yemeyeceğinizi de hesaba katmalısınız. Çünkü bunu tam doz alırsanız, geceye kadar karnınız şiş gezip acıkmıyorsunuz haliyle, benim gibi gece de oturan birisiyseniz hafif atıştırmalarla tanışıyorsunuz saat 3 sularında.. Belirteyim..</p>
<p>Şimdilik benden bu kadar, canım çekiyorken bu kadar yazabiliyorum. Gidip yedikten sonra daha güzel eklemeler yazabilirim sanırım.</p>
<p>Not : Denizli diyince çoğu insanın aklına, Didim vs. tatile gidilen yol olarak görülür. Eğer vakit ayırıp şehrin içine girdiyseniz; kebabıyla (benim gibiyseniz), tekstil ürünleriyle (havlu, vs.) sizi cezbedebilir. Denizli&#8217;nin neyi meşhur dendiğinde de güzel bir sözü vardır. &#8220;<strong>Kızı, Tozu, Horozu</strong>&#8221; (tozu, horozu kesinde, kızı kısmını ben göremedim belirteyim :) )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/pis-bogaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek yapmak</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 18:11:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[4. cadde]]></category>
		<category><![CDATA[akşam yemeği]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[dünya sağlık örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[patates]]></category>
		<category><![CDATA[sevinç]]></category>
		<category><![CDATA[tarhana çorbası]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[Yemek konusu bir hayli sıkıntılı bir durumdur aslında. Ne yapacağını bilememe, zaten benim gibi hafif kilolu ve göbekli bi insansan çok bi sıkıntılı olmakta.. Anti parantez, benim meşhur 4. Caddedeki büfeci amcamla, Ankara&#8217;ya döndüğümde büfeye girmek gibi bi hata yapınca, kilo muhabbetinden başladık. Tabi ben sağlıksız olduğumu düşünen birisi olarak, göbeğimin olmasından dolayı sıkıntımı dile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek konusu bir hayli sıkıntılı bir durumdur aslında. Ne yapacağını bilememe, zaten benim gibi hafif kilolu ve göbekli bi insansan çok bi sıkıntılı olmakta..</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Anti parantez,</strong> benim meşhur 4. Caddedeki büfeci amcamla, Ankara&#8217;ya döndüğümde büfeye girmek gibi bi hata yapınca, kilo muhabbetinden başladık. Tabi ben sağlıksız olduğumu düşünen birisi olarak, göbeğimin olmasından dolayı sıkıntımı dile getirmiştim. Hesap makinasını alıp, Boy / Kilo ölçülerimi alarak bi hesap yaptı, tam ne olduğunu şu an hatırlamıyorum (beni yine herzamanki gibi orada tutunca, unuttum), 2,55 mi 25,5 mu öyle birşey sonuç çıktı ve Dünya Sağlık Örgütünün ideal yayınladığı şeylere göre çok iyiymişim. Bi sevindim, bi üzüldüm. Hisler arasında karmaşa yaşadım gecenin 2&#8242;sinde.. Neyse.</p>
<p>Tek başıma kaldığım için, çok fazla yemek konusunda düşüncelere dalamıyorum, çünkü kim o yemeği yapacakta, ortalığı toparlayacakta, bulaşık yıkayacakta vs. vs. diye geçen süreçler içerisinde kendimi bulunca, yemeksepeti&#8217;nden sipariş veriyorum. Genellikle.</p>
<p>Bugün öğlen kalkınca akşam için yemek yapmaya karar verdim, tavuk kanat filan aldım (patatesleri hep unutuyorum, bu yüzden patatessiz oldu). Tabi eksik olan birşeyler hissedilince, &#8220;bu yemek beni kesmez&#8221; moduna girdim. Yanına bir de tarhana çorbası yaparım düşünceleriyle daldım mutfağa akşam. Yaparken en kötü şey, o mutfağı saran kokuyu içine çekmeniz ve o an sadece avcunuzu yalamanız. Benim için üzücü anlar, bu anlar.. Yemek yemeyi seven birine yapabilecek (hele de kendi tarafından) en kötü şey. Bu yüzden sanırım evde yemek yapmıyorum..</p>
<p>Kısacası; yaptım, yedim, çokta güzel olmuş, ellerime sağlık.</p>
<em>Son olarak, 1 saatte yediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. En güzel yanı sanırım (:</em>
<p>Bir gün, tarhana çorbası yaparken fotoğraflar çekip, sonra da yayınlayacağım sanırım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/yemek-yapmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgunluk</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 01:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bunalmak]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/log/?p=702</guid>
		<description><![CDATA[Salı gününden beri İstanbul&#8217;dayım. O kadar çok nefret ettim ki, anlatamam. Bu kadar sıcak bi şehir yok yahu. Öldüm bittim bi nev&#8217;i. Konser bahanesiyle gidip kaldığım zamanlardı bu zamanlar ama o kadar çok bunaldım ki sıcaktan.. İnsan fuzuli hergün 4-5 gibi yattığı halde 8-9 gibi her gün uyanır mı bi sıcaktan. 11-12 civarı uyandığımı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salı gününden beri İstanbul&#8217;dayım. O kadar çok nefret ettim ki, anlatamam. Bu kadar sıcak bi şehir yok yahu. Öldüm bittim bi nev&#8217;i.</p>
<p>Konser bahanesiyle gidip kaldığım zamanlardı bu zamanlar ama o kadar çok bunaldım ki sıcaktan..</p>
<p>İnsan fuzuli hergün 4-5 gibi yattığı halde 8-9 gibi her gün uyanır mı bi sıcaktan. 11-12 civarı uyandığımı da saymıyorum ki, onlar da cabasıydı..</p>
<p>Çok sıkıcıydı çok..</p>
<p>Ankara&#8217;m, yazı bile güzel Ankara&#8217;m&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/yorgunluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

