<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatih Şentürk &#187; bilkent</title>
	<atom:link href="http://www.fatihsenturk.com/tag/bilkent/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fatihsenturk.com</link>
	<description>photography &#38; design</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:30:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Karmaşa</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 00:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[burger king]]></category>
		<category><![CDATA[dominos pizza]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[t-shirt]]></category>
		<category><![CDATA[the bigos]]></category>
		<category><![CDATA[tish-o]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemeksepeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=6255</guid>
		<description><![CDATA[Uzun bir aradan sonra yazı yazmaya karar verdim. Buna boşlukta olmanın bir etkisi de olabilir. Ankara dönemi yine başladı. Bilkent&#8217;te Grafik hayatımın üçüncü senesinin yanı sıra, yeni başlangıçlar ve yeni umutlarla bir dönem olacak sanırım. Çekilmek istenmeyen insanlar, yeni boşluklar, sıkıcı ortamlar da bunun yanına eklenen tatlı kısmı sanırım. Biraz gariplerle başlayayım yazıma. Hayatta kimsenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir aradan sonra yazı yazmaya karar verdim. Buna boşlukta olmanın bir etkisi de olabilir. Ankara dönemi yine başladı. Bilkent&#8217;te Grafik hayatımın üçüncü senesinin yanı sıra, yeni başlangıçlar ve yeni umutlarla bir dönem olacak sanırım. Çekilmek istenmeyen insanlar, yeni boşluklar, sıkıcı ortamlar da bunun yanına eklenen tatlı kısmı sanırım. Biraz gariplerle başlayayım yazıma.</p>
<p>Hayatta kimsenin kimseden üstün olamayacağını ilke edindiğim bir hayatım var. Başkalarına laf etmeden önce öz eleştiri olarak benim de kıskançlıklarım, kızgınlıklarım belki de bazen, kimilerine ters hareketlerim vardır. Herkeste olduğu gibi es geçiyoruz ve bazı hasır altı ediyoruz. Fakat hizmet sektöründe bazı şeyleri hasır altı edememe gibi bir lüksüm var. Çünkü bizim insanımızın olaylara çok &#8220;sessiz&#8221; kalabilme gibi bir huyu var. Bunu Bilkent&#8217;te yaşadığım bir çok olayda da gözlemlediğim bir şey. Aman benden ses çıkmasın, kimden çıkarsa çıksın durumları çok fazla. Neyse..</p>
<p>Ankara&#8217;ya dönüşte ilk karşılayan durum <a title="Domino's Pizza" href="www.dominos.com.tr" target="_blank">Domino&#8217;s Pizza</a>&#8216;dan geldi. <a title="yemeksepeti" href="http://www.yemeksepeti.com" target="_blank">Yemeksepeti</a>&#8216;nin beni geçindirdiği, benim onu geçindirdiğim bir düzenimiz var. Yemek yemeyi çok seven birisi olarak ve bunun yan ısıra üşengeç birisi olarak bu konuda tercihim hazır ama özenli yemekler üzerine oluyor. Maddi açıdan en uygununu seçebilme avantajı da cabası. 2 aydır pizza yemediğimi fark edip, pizza yeme kararı aldım. Pizza da 2 şey&#8217;den nefret ediyorum. Birisi mısır, diğeri de yeşil biber. Biberi çok severim ama pizza da gına geliyor kendisinden. Neyse. Siparişimi bunun olmaması gerektiğini belirtip kredi kartı ödeme yolunu seçerek tamamladım. Domino&#8217;s Pizza&#8217;nın en sevdiğim kısmında hem pizzaları diğer markalara göre daha güzel ve daha lezzetli, hem de çok hızlı ve sıcak gönderimleri yer alıyor. (Hatta bazen bu yönüyle okulda da tercih sebebi oluyor.) Çok hızlı bir şekilde gelmesine rağmen, pos cihazı yoktu. Bu durumu başka siparişler de yaşadım, eğer hani nakit olarak sıkıntım yoksa insanları yormamak adına ödeyebiliyorum. Ama lakayık tavırlara deli oluyorum. Kimse kimsenin hayrına getir götür yapmıyor. Yemeksepeti&#8217;nde önemli olan not, eğer pos cihazı yoksa ısrarla istemeniz yönünde ama insanları da yormamak adına tercih etmemek gerekiyor. Ama keyfi unutma gibi gösterildiğinde hoşlanmıyorum. Haliyle bazen bu çirkeflik yanımı kullanmam gerektiğini çok hissederim. Ki çoğu zaman getiren kişiden ve hızdan memnun kaldığımda da yorum yazmayı tercih ederim. Yemeksepeti&#8217;nden yorum olarak bu saçma durumu belirttim. Yemeksepeti&#8217;nden geri dönüş maili geldi. Ardından da bugün Domino&#8217;s Pizza&#8217;dan aradılar ve telafi etmek adına tatlı göndermek istediklerini belirttiler ve bende ilgileri için teşekkür ettim. Çikolatalı Sufle, Cinna Stix ve koladan oluşan bir paket göndermişler. Açıkçası çok sufle ve stix sevmeme rağmen bu ince düşünce beni mutlu etti ve bu olumlu noktayı da yazmak istedim. İşine ve müşterilerine önem veren bir firma oluşları hoşuma gitmedi değil. Her zamanki gibi siparişlere devam.</p>
<p>Ama <a title="Burger King" href="www.burgerking.com.tr" target="_blank">Burger King</a>&#8216;den halen nefret ediyorum. (Bu satıra başlarken aklıma geldi son siparişe yorum yazmadım ben, bi yazayım.) &#8220;Fast-food&#8221; denilen sektörün en hızlı alanı olan, 2-2,5 dakika içerisinde hazır olan hamburger, patates gibi hemen soğuyan ürünlerin, ulaşımı bu kadar zor olmamalı. Dağıtım sırası olabilir ama bu kadar rağbet görüyorsan o zaman fazladan kişi çalıştırman şart. Bu konuda en başarısız kurum aslında burası. Hani bir laf vardır ya, bu ülkede pizza bile 30 dakikada geliyor, ambulans bir türlü gelemiyor hesabı; 45 dk&#8217;da gelen bir siparişten de hayır beklenmiyor. Madem bu kadar geç ve buz gibi gelecek, bari en azından şoklanmış &#8220;whooper&#8221; filan satsınlar da, en azından mikrodalgada ısıtıp rahatça yeriz. Soğuk patatesler hiç çekilmiyor zaten. Bari tek hamburger alalım, ısıtırız en kötü. Burger King sanırım en başarısızlar sıralamasında ilk sırayı alır.</p>
<p>İyisi hizmet var, kötü hizmet var, ya çok iyi hizmet? Mayıs sonuna doğru keşfettiğim bir yer aslında, &#8220;<a title="The Bigos" href="http://www.thebigosdiner.com" target="_blank">The Bigos</a>&#8220;. Fiyatlarının bir çok yere nazaran uygun olmasının yanı sıra, menülerinin iyi hazırlanmış olması ve de güler yüzlü hizmet üst planda. Bahçeli 4. Cadde&#8217;de oturduğum için; 6. Cadde&#8217;de yer alması hızlı servise etkili oluyor sanırım, 7. Caddede yine yakında olup gelemeyen Burger King&#8217;e nazaran. Açıkçası burayı, bir gün &#8220;makarna&#8221; yeme isteği üzerine fark ettim. &#8220;Fettucini Alfredo&#8221; dışarıda bir mekanda 12-19 TL arasına yiyebiliyorken, burada 9 TL&#8217;ye güzel ve sıcacık bir makarna yiyebiliyorsunuz. Ürün, kendisini sıcak tutan tabaksı plastik bir kapta ve yanında kolayla beraber geliyor. Açıkçası hem tadına, hem kalitesine, hem de iyi hizmete rağmen çok ucuz. 1 parça da ekmek ekleseler yanına, tadından yenmeyecek hakikaten (: Evet, ekmekle seviyorum makarnayı bile, maalesef bu yüzden çabuk kilo alıyorum. Menünün diğer ürünlerinden henüz tatmaya fırsat bulamadım ama ilk fırsatta deneyeceğim. The Bigos&#8217;u kesinlikle tavsiye ederim, menülerine bakmakta fayda var.</p>
<p>Bu kadar yemekten bahsetmek yeter sanırım. Ankara&#8217;ya dönünce 2 aydır yaşamdan uzak olduğu için ve hazır bir sonbahar temizliği öncesi halıları da yıkamaya verdim. İlk geçen sene yaptırdığım &#8220;Duygusal Halı Yıkama&#8221;yı başarılı sonuçtan dolayı aradım. Telefonu depresyonda açan abimiz maalesef yerinin değiştiği için ve uzak olduğu için, 4. Cadde tarafına artık hizmet veremediğini söyledi. Telefon verdi başka ama ben güvenemedim. Aynı gün elime geçen bir broşür de reklamını gördüğüm, Detay Halı Yıkama&#8217;ya aradım, hemen geldiler, aldılar. Fiyatları da uygundu, bakalım temizliği nasıl olacak..</p>
<p>Sona doğru yaklaşırken, her daim dertli olduğum en önemli konu: &#8220;t-shirt baskısı&#8221;. Hani bir çok ortamda vardır, &#8220;t-shirt yaptırıp bize özel olsa ya&#8221; durumları; biz Grafik öğrencileri için daha fazla. Mükemmel değil ama bir çok insana göre elimiz daha yatkın bu duruma ve güzel sonuçlar almak istiyoruz. Sapık gibi bir sürü yapalım hepsi orjinal olsun durumları da var. Ama gel gelelim hazırlansa bile bu işin baskı aşaması kafayı yediren türden. 2009 yılında bir kararla tipografik olarak hazırladığım 3 renk bir çalışmayı &#8220;tish-o&#8221; markasına gönderdim. Deneyseldi biraz, nasıl baskı yapıyor diye. Maalesef t-shirt geldiğinde sonuç hüsrandı. O vakitten sonra başka yaptırmadım. Son dönemde isteklerim artınca yeniden arayışa girdim (5 aydır filan). İsteklerime uygun baskı firması yine bulamadım ve herkesin önerdiği firma da tish-o idi. Bir çılgınlık yapıp belki 3 senedir değişmişlerdir umuduyla yeni bir tasarım yaptım. İllüstrasyon tabanlı fakat, tek renk siyah idi. Beyaz t-shirt istemediğimden füme rengini seçerek siparişimi verdim. Birkaç gün sonra telefonda, siyah renk text&#8217;in füme&#8217;de çok güzel durmayacağı istenirse beyaz yapılabileceği söylendi. Kafamda çok sıkıntı çıkmadı direkt siyah&#8217;ı beyaz&#8217;a yaparlar diye onay verdim.</p>
<p>T-shirt bugün elime ulaştı. Kargolar konusunda dertli olan ben bu sefer dert etmeyerek kendim gidip aldım. Heyecanlı ama şüpheci bir kimliğe bürünüp poşetinden çıkardım. Yarışma programında son soruda cevabın yanlış olduğunu fark etmek gibi bir hüsran sardı dört bir yanımı. Sebep? Yine baskının kötü olmasıydı. Tek renk bir baskı nasıl bu kadar kötü olabiliyor algılayamıyorum. Bunun yanı sıra,  firmadan tonla t-shirt yaptıranların baskıyı nasıl beğendiğini de anlayamıyorum ama çok mu kötü? Kötünün iyisi bu ama tam olarak iyi değil. Mükemmelliyetçiyim desem tam olarak değilim, sadece benim içime sinmiyor. Özellikle  gittim Canon ile iyi ışıkta çektim ki, insanların aklında kötü olduğunu göstermek için cep telefonuyla çekmiş, düşüncesi olmasın.</p>
<figure id="attachment_6257" aria-labelledby="figcaption_attachment_6257" class="wp-caption aligncenter" style="width: 342px"><a href="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2011/09/tish-o_baski.jpg"><img class="size-large wp-image-6257 " title="tish-o_baski" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2011/09/tish-o_baski-708x462.jpg" alt="" width="340" height="222"></a><figcaption id="figcaption_attachment_6257" class="wp-caption-text">tish-o baskı kalitesi (2/10)</figcaption></figure>
<p>Ayrıca, taahhütleri ile sonuçları da tutmuyor. Tasarımın png halini kabul eden ama göstermeyen bir sisteme sahip ve bu yüzden jpg haliyle beyaz arkaplanıyla gönderim yaptım. Özellikle 22&#215;30 bir tasarım yaptım. Ne nereye gelecek biliyordum da. Ama nedense boydan 38cm bi baskıyla elime ulaştı. Hani baskı kalitesi neyse de, baskı da sıkıntılı arkadaş, ben anlayamıyorum yani.</p>
<p>Sözün özü; sonuç yine hüsran, umarım iyi yapan bir yer bulabilirim umudunu hala taşıyorum. &#8220;Tish-o&#8221; baskı kalitesi, baskı önerisi puanı 10 üzerinden 2. Tişörtün kalitesi güzel ama baskı kötü olunca neyleyeyim durumları..</p>
<p>Cümlelerimi artık toparlayabilirim. Uzun süredir yazmamanın, konuşmamanın hatta dışarı bile çıkmamanın psikolojik baskısını bu hafta attım sanırım. 2-3 gün eve girmedim neredeyse, Ankara&#8217;yı özlemişim, dışarı çıkmayı, arkadaşlarımı.. Artık dönem öncesi rahatlamak ve hazır girmenin zamanı. Yeni umutlar, yeni hayatlar ve taze başlangıçlar. Belki hayata yönelik savaşlarım daha olumlu olur bu sene.</p>
<p>Buraya kadar hızlı inip ne yazmış bu deyip okuyamayanlar için özet: yemekler, ankara&#8217;da online yemek siparişi, başarısız t-shirt baskısı filan gibi sıkıcı konular. Buraya kadar okuyanlara ise teşekkürlerimi sunuyorum.</p>
<div class="pix_box quotes" style="background-color:#eeeeee; color:#222222; border:1px #dddddd none">dipnot : Sonbahar gelsin artık.</div>
<div class="totop"><hr><a href="#topto"></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/karmasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhsuz Haller</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2011 18:17:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[bunalmak]]></category>
		<category><![CDATA[can sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[ghetto]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[haller]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[üşengeçlik]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5958</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;da ki, hava değişiminden sıkılan tek ben değilim sanırım. O kadar durgun bir hava var ki, yaşamayı zorlaştırıyor. Üç gündür evden çıkmıyorum. İlk kez dün okula ders seçimi için gitmek zorunda kalınca, ne kadar kötü bir gün olabileceğinin biraz olsun farkındaydım. Çünkü soğuk bir hava ve ısıtmayan bir güneş vardı. Yine de buna nazaran, İstanbul&#8217;a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da ki, hava değişiminden sıkılan tek ben değilim sanırım. O kadar durgun bir hava var ki, yaşamayı zorlaştırıyor. Üç gündür evden çıkmıyorum. İlk kez dün okula ders seçimi için gitmek zorunda kalınca, ne kadar kötü bir gün olabileceğinin biraz olsun farkındaydım. Çünkü soğuk bir hava ve ısıtmayan bir güneş vardı. Yine de buna nazaran, İstanbul&#8217;a gitmemeyi seçip evde sürünmeyi tercih ettim. Cem Adrian Ghetto konserine gidememekte cabası oldu ama üşendim, ne yapabilirim ki.. Benim yerime Cem Adrian&#8217;ın sahnesinin arkasında fotoğraflarımdan seçmeler gösterildi, her ne kadar o anlardan bir kare henüz göremesem de, insanlar güzel olduğunu söyledi.<span id="more-5958"></span>
<p>Ani değişimlerin haricinde, insanlarında değişimini anlayamıyorum. Sıcak olsa, sıcak bunaltıyor diyeceğim ama aksine soğuk bir hava var. İnsanlar çok garip modlarda geziyor. Evde sıkışıp kalan ben ise, sataşacak yer arıyorum sanırım. Saatini bekleyip üstüne ders programımda değişiklik yapamayıp, o dersi alabilmek için taksiyle atlayıp okula gidince, haliyle gergin bir hale bürünüyorum. 1 kişilik yer kalmışken stresli uğraşmam da cabasıydı. O açıdan baya stresli bir gündü benim adıma..</p>
<p>Bunun haricinde, sahte insanların etrafımda dolanmasından da hoşlanmıyorum. Dün, gerçek bir dosttan beklenmedik anda gelen mesajla gülümseyebildim sadece. İnsanların yaptıklarına inat, hayatın tesadüfi bir oyunuydu sanırım. Hayat süprizlerle dolu.</p>
<p>Sahte insanlar demişken, insanların anlamsız bir şekilde beklentilere girmesiyle perçinleniyor sanırım. Sahtelik onların beklentilerinden gelmiyor aslında, iyi niyetliler ama sonuca gidiş yolculukları çok kötüleştiriyor durumu. Anlaşılamayan tek bir nokta, insanların özel hayatlarının da bir sınırının olması. Sınırlar aşılmaya çalışıldıkça, saygı sınırı da aşılıp saygısızlığa doğru hızlı adımlarla koşmaya başlanılıyor. Bu yüzden de, karşıdakinin tahammül sınırı da son noktaya geliyor. Dozajı iyi ayarlamak lazım sanırım.</p>
<p>İnsanlar bu açıdan samimiyet bekliyor. Neden ? Ben neden samimiyet göstermeliyim ki tanımadığım insanlara ? Neden böyle bir lüksüm veya lüksleri olsun ki.. Anlaşamıyoruz insanlarla bu yüzden. İnsanların düşünce tarzında şu problem var. Ben bu insanı tanımak istiyorum, tanırım da! Yok öyle şey! Ben izin vermiyorsam, ben tanımak istemiyorsam sizin ne hakkınız olabilir ki buna ?</p>
<p>Bunun iyi anlaşılması gerekiyor, çünkü saygı bu noktada bitiyor ve karşılıklı saygısızlık başlıyor.</p>
<p>Sessizlik isteyen insanın rahat bırakılmaması çok abes geliyor bana. Sessizlik istiyorsa zaten kimsenin olmayışını kabul etmiştir, neden zorla tecavüz edilmektedir ki bu hakka ? Anlayamıyorum insanları artık.</p>
<p>Hele ki dün Fan sayfasında yazdığımız şarkının adı &#8220;Tanrı Aslında Sever Hepimizi&#8221; yazısından sonra, 5 dakikada 150 yorum geldi ve insanlar Tanrı mı Allah mı tartışması yapıyordu. Ne hale geldik ki biz ? Neyin tartışmasını yapar olmuşuz ? Bu inanç kalpten gelen bir inanç değil miydi ? Dinlerde hoşgörü dinleri değil miydi ? Nedir bu birbirimizi ezmeye çalışacak kadar oluşan kavga ? Cidden insanlığın gidişatı çok kötü.. Üzücü de.. Hele ki fanların sayfasını &#8220;beğendikleri&#8221; sanatçının parça adı olduğu anlamadan böyle cevaplar vermeleri, ne kadar boş bir kitlenin oluştuğunu da gösteriyor..</p>
<p>Nereden nereye geldi konu yine farkedemedim. Ama uzun zamandır yazmıyordum yeter sanırım bu kadarı..</p>
<p>Son olarak, arada yazı yazıyorum ve bu yazılardan rahatsız olan insanlar var. Beğenmiyorsanız okumayınız insanlık&#8217; sizin için yazılan sözler değil onlar, üzerinize de alınmayın isterim. Kendim için yazıp, kendim için yaşıyorum, sizi neden rahatsız ediyor ki bu durum ? Siz daha iyisini yapın, geriye yaslanın tadını çıkartın. Kendi halinde bir şeyler yapmaya çalışan, kimseye karışmayan insanlara da lütfen bulaşmayın, kendi sözlerinizin altında isminizi ezip rezil ediyorsunuz sadece..</p>
<p>Gerek yok insanlarla uğraşmaya, kırmaya çalışmaya. Siz hayatınızı umursamasanız da pek, kendi hayatlarını umursayan insanlara karışmayın. Başkasının haklarını işgal etmeye çalışmaktan vazgeçin. Siz kendi halinizde yaşayın, biz de kendi halimizde (:</p>
<div class="totop"><hr><a href="#topto"></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/ruhsuz-haller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kısa kısa #2</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 13:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avea]]></category>
		<category><![CDATA[big bang theory]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[house]]></category>
		<category><![CDATA[how i met your mother]]></category>
		<category><![CDATA[iphone 4]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[letters to juliet]]></category>
		<category><![CDATA[lie to me]]></category>
		<category><![CDATA[nikita]]></category>
		<category><![CDATA[paraflaş]]></category>
		<category><![CDATA[ringlight]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[supernatural]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5867</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman sonra yazı yazmak için güzel bir zaman.. Film izleyemiyorum projelerden arada kafamı kaldırıp izlediğim tek film oldu. Film Letters To Juliet&#8216;i izledim. Başrol oyuncusunun güzelliği ve role uygunluğu mükemmeldi. (Dear John&#8217;da da oynuyordu) Dizi How I Met Your Mother, çok iyi gidiyor hala, çok eğlenceli. Supernatural, Dean&#8217;e yazık. Sam, kardeş değil kalleşsin. Lie [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman sonra yazı yazmak için güzel bir zaman.. Film izleyemiyorum projelerden arada kafamı kaldırıp izlediğim tek film oldu.</p>
<h3>Film</h3>
<ul>
<li><strong>Letters To Juliet</strong>&#8216;i izledim. Başrol oyuncusunun güzelliği ve role uygunluğu mükemmeldi. (Dear John&#8217;da da oynuyordu)</li>
</ul>
<h3>Dizi</h3>
<ul>
<li><strong>How I Met Your Mother, </strong>çok iyi gidiyor hala, çok eğlenceli.</li>
<li><strong>Supernatural,</strong> Dean&#8217;e yazık. Sam, kardeş değil kalleşsin.</li>
<li><strong>Lie to Me,</strong> şu zamana kadar seyrettiğim en iyi dizilerden bi tanesi. Dr. Cal Lightman, yürüyüşü, laf sokuşları, ifadeleri süper. Tavsiye edilir.</li>
<li><strong>House, </strong>Çocuk bakıcılığına soyunuyor artık malum Cuddy&#8217;den dolayı, arada hasta muhabbetleri biraz aksasa da. Son bölümdeki çocuğu için, canını veren teyze. Çocuğu yaşattın, sen öldün, kim bakacak lan o çocuğa, arkandakileri düşün az!</li>
<li><strong>Nikita,</strong> ilk bölümünü izledim beğendim ama hala diğer bölümlerini izleyemedim.</li>
<li><strong>The Big Bang Theory, </strong>dün izleyemedim, bugün izlemek için can atıyorum (:<span id="more-5867"></span></li>
</ul>
<h3>Hayat</h3>
<ul>
<li>Avea ile anlaşmazlık hat kapamaya doğru gidiyor. Beni istemeyeni ben hiç istemem diyerek, tek hat Turkcell&#8217;e döneceğim. (7. senemizmiş, 100MB internet 100 sms ve ücretsiz konuşma da gönlümü çelemedi.)</li>
<li>Paraflaşlara alışmaya başladım gibi, ama onla uğraşırken bile, hala en çok sevdiğim el yapımı <strong>ringlight</strong>&#8216;ım..</li>
<li>iPhone 4&#8242;üm hala gelecekte gelecek. O gelince komple hattı kapatmayı düşünüyorum da.</li>
<li>Çok sevdiğim insan geldi Ankara&#8217;ya. Güzel vakitler geçirdim uzun zaman sonra.</li>
<li>ve Sonbahar sinsice yaklaşarak peşimde, geziyoruz hep beraber.</li>
</ul>
<h3>Okul</h3>
<ul>
<li>Grafik ağır gidiyor. Proje üstüne proje biraz zorluyor.</li>
<li>Çok az bi tembelliğim başladı, projeleri aksatmaya başladım son gün yaparak günü kurtarıyorum ama toparlanmam lazım..</li>
<li>O değil de, japonca yalan oldu, üzüldüm mü hayır.</li>
<li>Çok yoruluyorum. 28 saat haftada ders yap, üstüne proje yap. Bizde insanız ya.</li>
<li>Facebook&#8217;tan ağrı kesici sorup (eczaneye gitmeye üşendim), Funda hocanın vermesi, apayrı bi duygu gel-gitlerinde sürükledi. Funda hoca candır, herkese böyle hoca lazım.</li>
</ul>
<h3>Müzik</h3>
<ul>
<li>Klavye ile müzik çabaları baymaya başladı. Sebebi de vaktimin olmaması.</li>
<li>Kulüp mikrofonuyla arada şarkı söyleyip deliriyorum (cidden deliyim ben, çaktırma).</li>
<li><a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=146694952031359&amp;ref=mf" target="_blank"><strong></strong></a><strong>10 Kasım </strong>bi de Kasım sonunda <strong>Cem Adrian</strong> İstanbul konserlerinde olacağım. Sanırım.</li>
<li><strong>Kayıp Çocuk Masalları</strong> albümün, fragman&#8217;ınının montajı bitti, ufak ayarlardan sonra, yayacağız.</li>
</ul>
<p>Son olarak; Uykusuzluk beni bitiriyor. Ne uykudan zevk alıyorum, ne de uykusuzluktan. Hayatım çok boktan.<br>
* 29 Ekim Cuma okul olmaması, mis gibi uyuyacağımın habercisi. Bu haftaya daha başlamadan güzel haberlerle girmek, çok güzel..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kısa kısa #1</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-1/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2010 23:05:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kısa kısa]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[a-team]]></category>
		<category><![CDATA[afm]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[bolulu hasan usta]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal halı yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[grafik]]></category>
		<category><![CDATA[if]]></category>
		<category><![CDATA[ip man]]></category>
		<category><![CDATA[japonca]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[krem karamel]]></category>
		<category><![CDATA[m-audio]]></category>
		<category><![CDATA[matrix]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[resident evil]]></category>
		<category><![CDATA[sen ağlarsan]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[xpand]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sezon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=5807</guid>
		<description><![CDATA[Gündem&#8221;im&#8221;den kısa kısa detaylar.. Sinema A-Team&#8216;i izledim. Biraz abartılı sahneleri olsa da, gayet güzel bir film olmuş. Konuların birbirine bağlantısı çok iyi oturmuş. Ip Man &#8211; The Legend is Born, diğer iki IpMan filmi kadar güzel olmuş. Bu filmde Yip-Man&#8217;in gençliğini anlatmışlar. Filmde tek sorun ilk iki filmde oynayan oyuncularında bu filmde bağımsız rollerde oynaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gündem&#8221;im&#8221;den kısa kısa detaylar..</p>
<h3>Sinema</h3>
<ul>
<li><strong>A-Team</strong>&#8216;i izledim. Biraz abartılı sahneleri olsa da, gayet güzel bir film olmuş. Konuların birbirine bağlantısı çok iyi oturmuş.</li>
<li><strong>Ip Man &#8211; The Legend is Born</strong>, diğer iki IpMan filmi kadar güzel olmuş. Bu filmde Yip-Man&#8217;in gençliğini anlatmışlar. Filmde tek sorun ilk iki filmde oynayan oyuncularında bu filmde bağımsız rollerde oynaması çok garip olmuş (belki bağlantılı olabilir, kaçırmış olabilirim). Fakat yine de çok saçma..</li>
<li><strong>Resident Evil 4: Afterlife</strong>, açıkcası üçüncü filme nazaran daha iyi olmuş. 3D mevzularında XpanD&#8217;de hâlâ doğru dürüst zevk alamıyorum. Filmde bir çok eski filme gönderme olsa da, çoğu yerde Matrix izliyormuş hissi vardı. Başkası olma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin diyorum.</li>
<li><strong>The American</strong>, izlediğim en sıkıcı filmlerdendi. Fragmanı aksiyon filmiymiş gibi hazırlayıp, uyuz bir film sunmaları (sanatsal veya değil sıkıcı kardeşim) çok saçmaydı. 5 dk erotik sahne izledik, mısır kola eşliğinde. toplamda 4 dakikalık bi aksiyon vardı, o kısımlar güzeldi.</li>
<li><strong>How to Train You Dragon</strong>, uzun zamandır animasyon film izlemiyordum, çok iyi geldi. Film çok başarılı olmuş, hikayenin anlatılışı, aktarımı ve ejderhaların komik karakter tasarımları da hoşuma gitti.<span id="more-5807"></span></li>
</ul>
<h3>Hayat</h3>
<ul>
<li>Sevgili avea ile henüz anlaşamadık, numaramdan vazgeçmeye başladım. Yeni numara arayışlarına Pazartesi&#8217;den itibaren gireceğim.</li>
<li><a href="http://www.sepeteindir.com" target="_blank">Sepeteindir</a> adlı siteden, çok beğenerek bir şemsiye siparişi vermiştim. Fakat istediğim renkler olmamasından dolayı, daha kargoya verilmeden ürün değişimi istemiştim. &#8220;Peki&#8221; dedikleri halde kargoyu göndermişler, şemsiye olarak Kitty desenli pembe çıkması bardağı taşırdı, kendisine ayrı bir itham yazısı hazırlayacağım. Şimdilik kısaca, hiçbir şey almayın oradan, kurumsal mantıkları &#8220;0&#8243;.</li>
<li>Halılarımı bugün yıkamaya verdim. Malum işini iyi yapan bir yer bulmak zor. Tanıdık vasıtasıyla, ismi hala garip gelen, <strong>Duygusal Halı Yıkama</strong>&#8216;ya verdim. Geldiklerindeki muhabbetler süperdi, müşteriyle ilişkileri hakikaten iyi, 15 dakika kafadan muhabbet ettik. Eğer halılarda bir hafta sonra çok temiz bir şekilde geri gelirse, kendisine de ayrı bir yazıda değineceğim.</li>
<li>Paraflaş&#8217;lar yolda, güzel günler bekliyor beni.</li>
</ul>
<h3>Okul</h3>
<ul>
<li>Bilkent&#8217;te Grafik 2. sınıf olarak yeni sezonu açtım. [<strong>Season 2, Episode 1</strong>]</li>
<li>İlk gün muhabbetleri güzel geçti, bir sıkıntı çıkmadı, okula tıkılıp kalmadık.</li>
<li>Herkes birbirine gaz vererek, Japonca dersi için bi nevi başvuru yaptık. Sanırım Japonca öğrenmeye başlayacağız (:</li>
<li>29 saat haftada ders, hayatımı nasıl etkileyecek bakalım..</li>
</ul>
<h3>Müzik</h3>
<ul>
<li>Kendi çapımda, müzik çalışmalarım devam ediyor. Klavyem Denizli&#8217;de kaldı, artık kendisi Pazartesi günü aileyle beraber gelecek. M-audio klavyeyi ilk aldığım zamandan itibaren, müzik konusunda kendimi biraz geliştirdiğimi düşünüyorum.</li>
<li><a href="http://www.facebook.com/event.php?eid=146694952031359&amp;ref=mf" target="_blank"><strong>23 Eylül</strong></a>&#8216;de <strong>Cem Adrian</strong> konserinde IF&#8217;teyim. Malum.</li>
<li>Bu haftasonu olacaktı fakat teknik aksaklıktan ertelense de, haftaya Cumartesi, <strong>Kayıp Çocuk Masalları</strong> albümün, fragman&#8217;ını çekeceğiz.</li>
<li><strong><a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=431075477894&amp;ref=mf" target="_blank">Sen Ağlarsan</a></strong> parçasına yaptığım kapaktan sonra, bugün de foto video hazırladım. Aslında üşenmediğim zaman sıkı çalışıyorum..</li>
</ul>
<object width="520" height="390"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=15030453&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0"><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=15030453&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="520" height="390"></embed></object>
<p>Son olarak; halılar gidince evim resmen boş kaldı ya. Sandalyemi bir o yana, bir bu yana sürüklen, Bolulu Hasan Usta&#8217;dan söylediğim, Krem Karamel&#8217;imi de yedim, artık uykuya gidebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/kisa-kisa-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinemasal İkilemler</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 00:10:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[batman begins]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[blu-ray]]></category>
		<category><![CDATA[christoper nolan]]></category>
		<category><![CDATA[ellen page]]></category>
		<category><![CDATA[hans zimmer]]></category>
		<category><![CDATA[imax]]></category>
		<category><![CDATA[inception]]></category>
		<category><![CDATA[michael caine]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>
		<category><![CDATA[the dark knight]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/?p=2423</guid>
		<description><![CDATA[Çok bu konularda bilgim olmamasına rağmen yazma gereği duydum. Çünkü, herkesin anladığı ve yaptığı şeyler farklı, malum. Bir Grafik Tasarım öğrencisi ve fotoğraf çekmeye çalışan birisi olarak az buçuk gözümünüz olduğunu varsayarsak birazcık çene çalabiliriz (: Gittiğim iki film hakkında yorum yapacağım aslında. Gerçek bir yönetmen ile diğeri arasındaki ufak fark gibi. Sevgili Akın kardeşimle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok bu konularda bilgim olmamasına rağmen yazma gereği duydum. Çünkü, herkesin anladığı ve yaptığı şeyler farklı, malum. Bir Grafik Tasarım öğrencisi ve fotoğraf çekmeye çalışan birisi olarak az buçuk gözümünüz olduğunu varsayarsak birazcık çene çalabiliriz (:</p>
<p>Gittiğim iki film hakkında yorum yapacağım aslında. Gerçek bir yönetmen ile diğeri arasındaki ufak fark gibi. Sevgili <a href="http://www.erdemakintemel.com" target="_blank">Akın</a> kardeşimle sinemaya gittik hadi Avatar: The Last Airbender&#8217;a gidelim olduk. Gitmeden önce zaten filmi beğenmeyeceğimiz açıktı. Aylar öncesinden, &#8220;From Shyamalan&#8221; diye görünce, bi filmin adından çok yönetmen kendi adını her yere koyuyorsa o filmde bir problem olacağı belli oluyor. Bundan önce 2012&#8242;ye giderken de, görseller için gitmiştik, bu film içinde görseller için gittik ama hiçbir filmde bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum! Çok eğlendim film boyunca. Koca seriyi bir filme sıkıştırmak elbette zor fakat; ne zaman ateşe geçecekler acaba diye beklentiler içinde sıkılırken (bitse de gitsek), filmin ikincisinin geleceğini farkedince içimde bir hüzün, bir burukluk, ikinci bir sinema katliamının daha geleceğini öğrenmek çok koydu..</p>
<p>Filmin ilk yarısının ortalarına doğru bir şeye takıldı kafam. &#8216;Aang&#8217; diye sesleniyordu herkes (yazılışı gibi a ile), ben mi yanlış hatırlıyorum yoksa çizgi dizisinde (e) ile mi söyleniyordu diye. Çünkü acayip battı film boyunca ang ang ang diye seslenmeleri. Neyse. Görseller fena değildi beğendim ama o senaryonun herşeyden kısılıp garip bi hikaye çıkarmaları çok saçmaydı. Abicim adam akıllı yapamıyorsan dokunma orjinal kalsın çekilmesin, film falan. Zaten Shyamalan&#8217;ın tüm hintlileri bir araya toplayıp film çekmesiyle de bir tırsma işine girdim. Her an ateş ulusundan biri kaseti takarda oynamaya başlarlar tüm film boyunca diye.. Çok kötü hayallerdi.. Senaryonun  harici diğer kötü kısım ise; bütün adamların hareketi hava civaydı ya. 2 saat hareket yapıyor tık yok, 2 dk sonra artık topraksa toprak, ateşse ateş çıkıyor. Bu kadar saçma olmamalıydı. Harcadılar, ben de 3D &#8216;ye zorunlu gitmenin sıkıntısını yaşadım. Filmin içinde dalga geçe geçe sıkıldım bi de mısır ye nereye kadar.. Neyse, boşverelim bunu, ikinciye geçelim..<span id="more-2423"></span>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-2516" title="Inception" src="http://www.fatihsenturk.com/wp-content/uploads/2010/08/inception-337x500.jpg" alt="" width="337" height="500">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Bu kadar rezalet bi filmden sonra insan arınacak şeyler arıyor. Çok uzun zamandır beklediğim bir film vardı açıkcası. INCEPTION. Bilenler bilir tam bir The Dark Knight filmi hastasıyım. Joker&#8217;in performansı, Christoper Nolan&#8217;ın mükemmel senaryosu ve çekimleri, 3D ögelerin az olup, gerçekçiliğe çok önem verilmesi yüzünden.. IMAX&#8217;te 2,5 saat gözümü kırpmadan izlemiş birisiyim. Tabiki de; Inception için IMAX gelmesini beklemiştik olmayınca, Denizli&#8217;ye döndüm ve filmin vizyona girdiği akşama bilet alıp gittim.</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="200" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowScriptAccess" value="always"><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9a11_shortfilms?additionalInfos=0"><param name="allowfullscreen" value="true"><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="200" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd9a11_shortfilms?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>
<p style="text-align: left;">Öncelikle filmin baştan sona kurgusu ve senaryosu çok iyi. Bu sefer 3D ögeleri artsa da, bikaç sahne hariç ben burdayım diye bağırmıyordu açıkcası. Bu yüzden görsel olarakta çok tatmin ediciydi. Oyunculuklara gelirsek, birbirinden değerli oyuncuların arasında; Michael Caine, sen ne karizma adamsın ya. Topu topu filmde 2 dk gözükmedin ama yetiyor ağırlığın. Daha çok Juno filminden hatırlanan, Ellen Page&#8217;e ise çok ısınamadım açıkcası.</p>
<p>Rüyalar konusunda bu kadar ayrıntıya girip, özellikle geçişler arasındaki bağlantıların mükemmelliği. Ariadne karakterinin rüyada olduğu ilk sahnedeki ses efektleri ve sesler, bambaşkaydı. İkinci deneme rüyasındaki şehrin değiştirilme detayları da bambaşkaydı.</p>
<p>Son olarak; Hans Zimmer. Ben böyle müzik yapan bir insan görmedim. Özellikle Inception&#8217;un açılış galasındaki film soundtracklerini canlı performans ile tanıtmaları bambaşkaydı (online : <a href="http://www.ustream.tv/recorded/8272851">http://www.ustream.tv/recorded/8272851</a>) Hans Zimmer zaten film müzikleri konusunda bambaşka yeri var bende. Özellikle Batman Begins ve The Dark Knight için yaptığı sountrackler beni benden alır. Hele ki Sound of Anarchy.</p>
<p>Sözün özü, The Last Airbender&#8217;ın ağzına sıçsam da, Inception&#8217;a fazla yorum yapmadığımın farkındayım; övmekten başka. Çünkü birini izlemezseniz sinemada ve hatta evde, çok şey kaybetmezsiniz ama Inception&#8217;u sinemada izlemezseniz ileride çok üzülürsünüz (Sinema&#8217;nın yerini tutmasa da, Bilkent&#8217;te Sinema Topluluğu olarak bi Nolan gecesi yaparız orada izletiriz orası ayrı :P). The Dark Knight Blu-ray salonumdaki özel yerinde durduğu gibi sanırım bu film de yer alacak.</p>
<p>Çok dağıttım, çok saçmaladım, kusura bakmayın ama; sonuçta ben ne eleştirmenim, ne de bi sinema yazarı.. İdare edeceksiniz o kadarını (:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/sinemasal-ikilemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimim Ben?</title>
		<link>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/</link>
		<comments>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 17:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Şentürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[denizli]]></category>
		<category><![CDATA[fatih şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[kahperengi]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihsenturk.com/log/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Kısa Kısa paylaşmak gerekirse.. 1988 yılında, Denizli&#8217;de doğmuştur. Ankara&#8217;da yaşıyor. Şu an Bilkent Üniversitesi GSF / Grafik Tasarım bölümü 3. sınıf öğrencisi. Fotoğraf ve Video çekmeyi sever. Yazı yazmayı sever; kahperengi&#8216;de. Uzun uzun paylaşmak gerekirse.. Hakkımda sayfasında yer alıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa Kısa paylaşmak gerekirse..</p>
<ul>
<li>1988 yılında, Denizli&#8217;de doğmuştur. Ankara&#8217;da yaşıyor.</li>
<li>Şu an Bilkent Üniversitesi GSF / Grafik Tasarım bölümü 3. sınıf öğrencisi.</li>
<li>Fotoğraf ve Video çekmeyi sever.</li>
<li>Yazı yazmayı sever; <a href="http://www.kahperengi.net" target="_blank">kahperengi</a>&#8216;de.</li>
</ul>
<p>Uzun uzun paylaşmak gerekirse.. <a href="http://www.fatihsenturk.com/hakkimda/">Hakkımda</a> sayfasında yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihsenturk.com/kimim-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

